İzlanda Gezilecek Yerler
İzlanda Gezilecek Yerler başlıklı bu yazı, İzlanda hakkında genel bilgiler ile İzlanda Gezilecek Yerlerin kısa ve özet bilgilerini içermektedir. Bu bilgilerin hazırlanmasında yapay zekadan da yararlanılmıştır. Ayrıca yer isimleri ve bazı kelimelerdeki harf karakterleri orijinal İzlandaca haliyle yazılmıştır.
İzlanda Hakkında Genel Bilgiler
Kuzey Atlas Okyanusu’nda bulunan bu ada ülkesi, Avrupa’nın en seyrek nüfuslu ülkelerinden biridir. Doğal güzellikleri, volkanları, buzulları ve jeotermal kaynaklarıyla tanınır.

İzlanda
Madagaskar gibi, Mauritius gibi ve Sri Lanka gibi okyanus içinde bir ada ülkesi olan İzlanda, İzlandaca dilinde Ísland diye bilinir.
İzlanda gezisi genellikle, Haziran–Ağustos arası yeşil doğa ve uzun günler için; Eylül–Mart arası ise Kuzey Işıkları‘nı görme şansı için tercih edilir. Ülke hakkında daha detaylı genel bilgiler ve İzlanda Gezi Rehberi için tıklayınız…
İzlanda Gezilecek Yerler
Kuzey Amerika ve Avrasya tektonik plakalarının kesişim noktasında yer alan İzlanda, jeolojik açıdan dünyanın en dinamik bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda çok sayıda aktif volkan ve lav alanları bulunuyor.
Ülkenin bu jeolojik özelliği nedeniyle ayrıca değişik yerlerde gayzerler ve sıcak su kaynakları da yaygın bir şekilde yer alıyor. Coğrafi olarak kuzey kutbuna çok yakın olduğu için İzlanda’da büyük buzullar da mevcut. Tüm bu nedenlerle ülkede irili ufaklı gezip görmeye değer birçok doğal oluşumlar var.
Bu kapsamda Mavi Lagün (Blue Lagoon) jeotermal kaplıcası, Gullfoss Şelalesi, Thingvellir Millî Parkı, Jökulsárlón Buzul Lagünü, Kuzey Işıkları (Aurora Borealis) gözlemleri İzlanda’da en öne çıkan yerlerdir. 12 günlük İzlanda Gezi Programı için tıklayınız…

İzlanda Gezi Rotası
İzlanda Jeotermal oluşumlar, doğal oluşumlar ve eşsiz doğası nedeniyle doğa turizmi açısından dünyanın en popüler seyahat noktalarından biri olarak kabul ediliyor. İzlanda Gezilecek Yerler bölge bölge aşağıda sunulmuştur.
1. Batı İzlanda Gezilecek Yerler
Batı İzlanda (Vesturland), İzlanda’nın en çeşitli doğal güzelliklerini bir arada sunan bölgelerden biridir. Şelaleler, lav tarlaları, sıcak su kaynakları, buzullar, siyah kumsallar ve balıkçı kasabalarıyla ünlüdür.
Batı bölgesinin gezilecek yerlerin büyük kısmını “İzlanda’nın minyatürü” olarak anılan Snæfellsnes Yarımadası’nı kapsar. Snæfellsnes Yarımadası, İzlanda’nın farklı doğal güzelliklerini tek bölgede deneyimlemek isteyen ziyaretçiler için en iyi seçeneklerden biridir.
1.1. Reykjavík ve Kentsel Kültür Coğrafyası
İzlanda’nın başkenti Reykjavík, dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden birisidir. Ülke nüfusunun büyük bölümü başkent ve çevresindeki metropol alanında yaşamaktadır. Kentin nüfusu yaklaşık 140.000 civarında olmakla birlikte metropol bölgesiyle 240.000’in üzerindedir.
Buradaki yerleşimin yaklaşık olarak 874 yılında Vikingler tarafından başlatıldığı kabul edilir. Uzun süre küçük bir yerleşim olarak kalan şehir, 18. yüzyılda ticaret ve yönetim merkezi olarak gelişmeye başlamış. 1944 yılında İzlanda’nın Danimarka’dan tamamen bağımsızlığını ilan etmesiyle Reykjavík ülkenin başkenti olarak önemini daha da artırmış.

İzlanda Gezilecek Yerler, Reykjavik
Burası Modern kentsel yapı ile doğal çevrenin etkileşimini gözlemlemek açısından önemli bir örnek teşkil eder. Reykjavík ayrıca sürdürülebilir enerji kullanımında (jeotermal ve hidroelektrik) küresel ölçekte bir modeldir.
Şehrin adı İzlandaca’da “Dumanlar Körfezi” anlamına gelir. Bu isim, bölgedeki sıcak su kaynaklarından yükselen buharların ilk yerleşimciler tarafından görülmesinden kaynaklanmıştır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Tjörnin
Eski şehir merkezi ve Eski liman ile Balık Pazarı bu kentte ilk etapta gezip görülecek yerlerdir. Ardından İzlanda tarihi hakkında bilgiler veren Saga Müzesi, sazlık alanındaki mevcut kuşları ile dikkat çeken Tjörnin (The Pond) de başlıca gezilecek yerler arasındadır.
Şehre yüksek bir tepeden bakan ve bazalt sütunlu mimarisiyle dikkat çeken Hallgrimskirkja Kilisesi, eski İzlanda binalarını bünyesinde barındıran Reykjavik City Açık Hava Müzesi, Parlamento Binası, Reykjavik ‘in kuruluşunun 200.yılı anısına yapılan Solfar Heykeli, şehrin güzel bir panoramik görüntüsünü sunan Perlan bu şehirde gezip görülecek diğer önemli yerlerdir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Hallgrimskirkja
Çağdaş mimarinin ışık, cam ve çevre ilişkisini incelemek için dikkate değer bir yer olan Harpa Konser Salonu ve kentin en eski sokaklarından birisi olan Laugavegur’u da gezip görülecek yerler arasında.
1.2. Snæfellsnes Yarımadası
Snæfellsnes Yarımadası, İzlanda’nın batısında yer alan ve ülkenin doğal çeşitliliğini küçük bir alanda topladığı için sıklıkla “Minyatür İzlanda” olarak adlandırılan bir bölgedir. Bu nedenle burası ülkenin doğal çeşitliliğini kısa sürede görmek isteyen gezginler için ideal bir bölgedir.
İzlanda’nın birçok doğal özelliği burada bir arada bulunur: volkanlar, buzullar, lav alanları, siyah ve altın renkli plajlar, balıkçı köy ve kasabaları, dağlar, şelaleler, fiyortlar, kayalık kıyılar, jeolojik oluşumlar mağaralar ve kuş kolonileri gibi İzlanda’nın karakteristik doğal unsurlarının çoğu burada görülebilir.
Yarımada, özellikle merkezinde yükselen Snæfellsjökull buzul-volkanı sayesinde dünya çapında tanınır. Ayrıca Snæfellsjökull National Park ve Kirkjufell Dağı, Saxholl Krateri, Djupalonssandur Sahili, Vatnshellir Mağarası, geometrik desenli Gerduberg Bazalt Stunları, Londrangar Sahilleri ile dikkatleri üzerine çeker.
Tüm bunların yanında deniz kemerleri, deniz mağaraları, değişik kaya şekilleri gibi kıyı oluşumları da görülebilir. Ayrıca dayanıklı tundra bitkileri gibi, değişik yosunlar, arktik çalılar ve benzeri bitki örtüsü görülme imkanı da var. Yarımadanın en gelişmiş yerleşim yeri ise Grundarfjörður’dur.
1.2.1. Grundarfjörður
Grundarfjörður, Snæfellsnes Yarımadası’nın kuzey kıyısında yer alır. Burası küçük ve doğal güzellikleriyle ünlü bir balıkçı kasabasıdır. Özellikle hemen yanındaki Kirkjufell Dağı sayesinde ülkenin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Grundarfjörður
Nüfusu yıllara göre değişmekle birilikte yaklaşık 900 kişidir. Reykjavík’e kara yoluyla yaklaşık 180 km uzaklıktadır. Kasabanın ekonomisi geleneksel olarak balıkçılık üzerine kuruludur. Son yıllarda turizm de önemli bir gelir kaynağı hâline gelmiştir.
Burada özellikle yaz aylarında balina gözlem turları, deniz kuşlarını gözlemleme, çevrede yürüyüş ve doğa fotoğrafçılığı, kış aylarında hava koşulları uygun olduğunda kuzey ışıklarını izleme gibi doğa aktiviteleri yapılmaktadır. Doğal güzellikleri ve kolay ulaşımı sayesinde Grundarfjörður, İzlanda’nın en popüler gezi rotalarından biridir.
1.2.2. Kirkjufell Dağı
Kirkjufell Dağı, Snæfellsnes Yarımadası’nın kuzey kıyısında, Grundarfjörður kasabasının yakınında bulunur. Simetrik konik şekli nedeniyle İzlanda’nın en ünlü ve en çok fotoğraflanan dağlarından biridir. Yüksekliği, yaklaşık 463 metredir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Kirkjufell Dağı
Adının anlamı: İzlandaca’da “Kilise Dağı” anlamına gelir. Sivri ve simetrik şekli, uzaktan bakıldığında bir kilise kulesini andırdığı için bu isim verilmiştir.
Buzul hareketleri ve volkanik faaliyetlerin şekillendirdiği Jeolojik oluşumlu bir dağdır. Çevresindeki fiyort ve kıyı manzarasıyla birlikte oldukça etkileyici bir görüntü sunar.
Turistik yönden Kirkjufell, özellikle fotoğrafçılar için popüler bir destinasyondur. Dağın hemen önündeki Kirkjufellsfoss Şelalesi ile birlikte çekilen kareler, İzlanda’nın simgelerinden biri haline gelmiştir. Yaz aylarında gece yarısı güneşi, kış aylarında ise Kuzey Işıkları (Aurora Borealis) eşliğinde bu dağ eşsiz manzaralar sunar.
Popüler kültürde Kirkjufell, HBO’nun Game of Thrones dizisinde “Ok Ucu Şeklindeki Dağ (Arrowhead Mountain)” olarak yer almış ve dizi sayesinde dünya çapında daha da tanınmıştır.
Yürüyüş için dağın zirvesine çıkan bir rota bulunsa da dik ve bazı bölümleri ip destekli olduğundan deneyim ve uygun hava koşulları gerektirir. Çoğu ziyaretçi ise dağın çevresinde yürüyüş yapmayı ve şelale çevresinden manzarayı izlemeyi tercih eder.
Kirkjufell, hemen yanı başındaki Kirkjufellsfoss Şelalesi ile birlikte; doğal güzelliği, fotoğrafçılık açısından sunduğu eşsiz kompozisyonlar ve İzlanda’nın karakteristik manzaralarını bir araya getirmesi nedeniyle ülkenin en ikonik simgelerinden biridir.
1.2.3. Kirkjufellsfoss Şelalesi
Bu şelale Kirkjufell Dağı’nın hemen karşısında yer alan küçük ama çok etkileyici, çok fotojenik bir şelaledir. Dağ ve şelalenin birlikte oluşturduğu manzara, İzlanda’nın en ikonik görüntülerinden biridir. Tek ve yüksek bir şelale yerine, birkaç basamak halinde akan küçük çağlayanlardan oluşması en öne çıkan özelliğidir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Kirkjufellsfoss Şelalesi
Şelaleye otoparktan kısa bir yürüyüşle ulaşılabilir. Bölgede yürüyüş yolları ve farklı açılardan fotoğraf çekilebilecek seyir noktaları bulunur.
Kirkjufellsfoss, çok yüksek bir şelale olmamasına rağmen, Kirkjufell Dağı ile birlikte sunduğu manzara sayesinde hem doğa tutkunları hem de fotoğrafçılar için İzlanda’nın en ikonik duraklarından biri olarak kabul edilir.
1.2.4. Saxhóll Crater
Saxhóll Krateri, Snæfellsnes Yarımadası’nın batısında yer alır. Snæfellsjökull Milli Parkı sınırları içinde yer alan bu etkileyici volkanik kraterin yüksekliği, yaklaşık 100 metredir. 3.000–4.000 yıl önce meydana gelen bir volkanik patlama sonucu oluştuğu düşünülmektedir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Saxholl Krateri
Saxhóll, İzlanda’nın volkanik geçmişini gözlemlemek için erişimi en kolay kraterlerden biridir. Bölgedeki lav akıntıları ve volkanik kayaçlar, adanın jeolojik oluşum süreçlerini yakından inceleme fırsatı sunar.
Saxhóll, koyu renkli lav taşları ve çevresini kaplayan geniş lav alanlarıyla dikkat çeker. Kratere giriş ücretsizdir. Yol kenarında otopark bulunur ve krater yürüyerek kolayca ziyaret edilebilir. Ziyaret süresi genellikle 30–60 dakika arasındadır.
Kraterin zirvesine ulaşmak için yaklaşık 380 basamaktan oluşan metal bir merdiven yapılmıştır. Zirveye çıkış genellikle 10–15 dakika sürer. Rüzgâr zirvede oldukça kuvvetli olabileceğinden rüzgâr geçirmez kıyafet giymek tavsiye edilir
Kraterin tepesinden; Atlantik Okyanusu, çevredeki lav tarlaları, Snæfellsjökull Buzulu ve yanardağı, Snæfellsnes Yarımadası’nın geniş manzaraları görülebilir.
1.2.5. Snæfellsjökull Millî Parkı
Snæfellsjökull Milli Parkı, Snæfellsnes Yarımadası’nın en batı ucunda yer alır. 2001 yılında kurulmuştur. İzlanda’nın hem bir buzulu hem de aktif olmayan bir stratovolkanı kapsayan ilk millî parkıdır. Yaklaşık 170 km² alanı koruma altına alınmıştır.
Park, İzlanda’nın en çeşitli volkanik oluşumların görülebileceği doğal alanlarından biridir. Burada; buzullar ve volkanik zirveler, değişik kraterler, geniş lav tarlaları ve lav akıntıları, bazalt yapı ve kayalıklar, siyah ve altın renkli kumsallar, lav tüpleri ve mağaralar, deniz kuşlarının yuvalandığı falezler bir arada bulunur.

Snæfellsjökull Millî Parkı
Parkta yosunlar, likenler ve sert iklim koşullarına uyum sağlamış bitkiler yaygındır. Deniz kıyılarında; martılar, fulmarlar, karabataklar, bazı dönemlerde puffinler (atlas papağanı) gözlemlenebilir. Kıyı açıklarında ise zaman zaman foklar ve balinalar görülebilir.
İzlanda folklorunda bu park bölgesinin mistik ve ruhani bir enerjiye sahip olduğuna dair inanışlar bulunur. Parkın en önemli doğal oluşumu ise Snæfellsjökull Yanardağı’dır.
1.2.6. Snæfellsjökull Yanardağı ve Buzulu
Snæfellsjökull Yanardağı, Snæfellsnes Yarımadası’nın en batı ucunda yer alan, zirvesi bir buzul ile kaplı ünlü bir stratovolkandır. Bu yanardağın zirvesindeki buzulda dağın kendi adıyla yani “Snæfellsjökull Buzulu” olarak anılmaktadır.

Snaefellsjökull Yanardağı ve Milli Parkı
İzlanda’daki birçok buzul gibi Snæfellsjökull da iklim değişikliği nedeniyle uzun vadede küçülmektedir. Buzulun kalınlığı ve yüzey alanı son yıllarda azalma eğilimi göstermiştir. Bilim insanları bu değişimi düzenli olarak izlemektedir.
Hem doğal güzelliği, hem zengin jeolojik yapısı, hem de edebiyat tarihindeki yeri nedeniyle Snæfellsjökull Yanardağı ve Buzulu ülkenin en tanınmış dağlarından ve buzullarından biridir.
Burası, Snæfellsnes Yarımadası’nın adeta simgesi gibidir. Yüksekliği 1.446 m’dir. Açık havalarda 150 km mesafedeki Reykjavík’ten bile görülebilir. Zirveden Atlas Okyanusu ve Snæfellsnes Yarımadası’nın geniş bir bölümü seyredilebilir.
Snæfellsjökull, yüz binlerce yıl boyunca gerçekleşen volkanik faaliyetler sonucu oluşmuştur. Günümüzde aktif kabul edilmekle birlikte tarihsel dönemde büyük bir patlama kaydedilmemiştir. Bilim insanları, en son önemli patlamasının yaklaşık 1.700–1.800 yıl önce gerçekleştiğini düşünmektedir.
Volkanın çevresi; geniş lav tarlaları, volkanik kraterler, lav tüpleri, bazalt kayalıklar gibi birçok jeolojik oluşuma ev sahipliği yapar.
Snæfellsjökull, Jules Verne’in 1864 tarihli Dünyanın Merkezine Yolculuk romanında büyük ün kazanmıştır. Romanda profesör Otto Lidenbrock ve yol arkadaşları, Dünya’nın merkezine ulaşmak için bu yanardağın kraterinden aşağı inerler. Bu eser, yanardağı dünya çapında tanınan bir simge hâline getirmiştir.
Zirveye çıkış genellikle deneyimli rehberler eşliğinde yapılır. Rota, buzul üzerinde ilerlediği için krampon, buz baltası ve diğer teknik ekipman gerekebilir. Hava koşulları kısa sürede değişebildiğinden tırmanışlar dikkatli planlanmalıdır.
İzlanda halk kültüründe Snæfellsjökull’un mistik bir yer olduğuna dair inanışlar vardır. Bazı kişiler, bölgenin özel bir ruhani enerjiye sahip olduğunu öne sürer. Bu inanışların bilimsel bir temeli bulunmasa da, yanardağın gizemli atmosferi ziyaretçilerin ilgisini çeker.
Yanardağın güney ve güneybatı eteklerinde bulunan Djúpalónssandur, Vatnshellir Mağarası, ve Lóndrangar bu bölgedeki diğer önemli doğal oluşumlardır
1.2.7. Djúpalónssandur
Snæfellsnes Yarımadası güneybatısında yer alan Djúpalónssandur, Snæfellsjökull Millî Parkı içinde yer alır. Burası siyah çakılları, tarihi gemi enkaz kalıntıları ve etkileyici kıyı manzarasıyla ünlü bir plajdır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Djupalonssandur Sahili
Djúpalónssandur, dramatik volkanik kıyıları, geleneksel kaldırım taşları ve eşsiz doğal atmosferiyle Snæfellsnes Yarımadası’nın en etkileyici doğal alanlarından biri olarak kabul edilir. Burası, İzlanda’nın hem jeolojik hem de denizcilik tarihini bir arada deneyimleme fırsatı sunar.
Adının anlamı İzlandaca’da “Derin Lagünün Kumluğu” anlamına gelir. Plajın özelliği; ince kum yerine, dalgaların aşındırdığı pürüzsüz siyah volkanik çakıl taşlarıyla kaplı olmasıdır. Plaj, eski lav akıntılarının deniz tarafından şekillendirilmesiyle oluşmuştur.
Plajın çevresinde; siyah lav kayalıkları, doğal kaya kemerleri, ilginç kaya oluşumları, güçlü Atlantik dalgaları bulunur. Deniz oldukça tehlikeli olabileceğinden suya girilmesi önerilmez.
Otoparktan plaja inen patika Nautastígur (Boğa Yolu) olarak bilinir. Yol boyunca yosunlarla kaplı lav alanları ve sıra dışı kaya oluşumları görülebilir.
Plajın en dikkat çekici özelliklerinden biri, 13 Mart 1948’de burada karaya oturan İngiliz balıkçı gemisi Epine GY7’nin metal kalıntılarıdır. Kazada mürettebatın büyük bölümü kurtarılmıştır. Enkaz parçaları, yaşamın zorluğunu ve denizin gücünü hatırlatan tarihî bir anıt olarak korunmaktadır; ziyaretçilerin bunları yerinden oynatmaması istenir.
Djúpalónssandur’da geçmişte balıkçıların güçlerini ölçmek için kullandıkları dört ünlü taş bulunur: Fullsterkur (“Tam Güç”): Yaklaşık 154 kg, Hálfsterkur (“Yarım Güç”): Yaklaşık 100 kg, Hálfdrættingur (“Yeterli Güç”): Yaklaşık 54 kg, Amlóði (“Zayıf”): Yaklaşık 23 kg. Eskiden bir balıkçının denize açılabilecek kadar güçlü sayılması için en az Hálfdrættingur taşını kaldırabilmesi beklenirdi.
Bölgede deniz kuşları sıkça görülür. Kıyı açıklarında ise zaman zaman foklar ve balinalar gözlemlenebilir. Giriş ücretsizdir. Otoparktan plaja yürüyüş yaklaşık 10–15 dakika sürer ve çakıl taşları kaygan olabilir. Büyük Atlantik dalgaları nedeniyle kıyıya fazla yaklaşmamak önemlidir.
1.2.8. Vatnshellir Mağarası
Vatnshellir Cave, yarımadadaki Snæfellsjökull Millî Parkı içinde yer alır. Volkanik faaliyetlerin oluşturduğu bu doğal oluşum, ziyaretçilerin yer altındaki lav kanallarını güvenli bir şekilde keşfedebildiği en popüler mağaralardan biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Vatnshellir Mağarası
Bu lav tüpü mağarası, yaklaşık 8.000 yıl önce, bir volkanik patlama sırasında akan lavın yüzeyinin soğuyup sertleşmesi, iç kısımdaki lavın akmaya devam etmesiyle oluşmuştur. Uzunluğu yaklaşık 200 metredir. Derinliği ise girişten itibaren yaklaşık 35 metre aşağıya kadar iner.
Vatnshellir, karanlık lav tünelleri, renkli kaya yüzeyleri ve ilginç lav oluşumlarıyla dikkat çeker. İçeride görülebilecek oluşumlar arasında; donmuş lav akıntıları, lav sarkıtlarını andıran şekiller, mineral birikimlerinin oluşturduğu kırmızı, turuncu ve siyah tonlar, pürüzlü bazalt duvarlar yer alır.
Mağara tamamen doğal olduğundan içerisi serin ve karanlıktır; yıl boyunca sıcaklık genellikle 5–8 °C civarında seyreder. Vatnshellir yalnızca rehberli turlarla gezilebilir. Bunun nedeni hem ziyaretçilerin güvenliğini sağlamak hem de hassas doğal yapıyı korumaktır.
Tur sırasında ziyaretçilere; kask, el feneri (veya kaska monte aydınlatma) sağlanır. Tur süresi genellikle 45–60 dakika arasındadır. Mağaraya metal merdivenlerle inilerek başlanır.
Mağara, Jules Verne’in Dünyanın Merkezine Yolculuk romanındaki yer altı dünyasını hatırlatan atmosferi nedeniyle birçok ziyaretçinin ilgisini çeker. Romanın giriş noktası doğrudan Vatnshellir olmasa da, mağaranın bulunduğu Snæfellsjökull Yanardağı hikâyede önemli bir rol oynar.
Ziyaret esnasında sıcak tutan katmanlı kıyafetler giyilmesi, kaymaz tabanlı yürüyüş ayakkabıları tercih edilmesi, özellikle yaz sezonunda yer bulma açısından önceden rezervasyon yaptırılması önerilmektedir. Mağarada dar geçitler ve merdivenler bulunduğundan hareket kabiliyeti kısıtlı ziyaretçiler için uygun olmayabilir.
Vatnshellir Mağarası, İzlanda’nın volkanik geçmişini yer altında keşfetme fırsatı sunan, bilimsel ve görsel açıdan etkileyici bir doğa alanıdır. Snæfellsjökull Millî Parkı’nı ziyaret edenler için hem jeolojik hem de macera dolu bir deneyim sunar.
1.2.9. Lóndrangar
Lóndrangar, Snæfellsnes Yarımadası’nın güneybatısında, Snæfellsjökull Millî Parkı içinde yer alır. İki etkileyici bazalt kaya sütunundan meydana gelen doğal bir oluşumdur. Atlantik Okyanusu’nda yükselen bu kayalıklar, yarımadanın en tanınmış simgeleri arasındadır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Londrangar Sahili
Volkanik faaliyetler sonucu oluşmuş bu bazalt kayalarının, çevresindeki daha yumuşak kayaçların deniz ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Büyük kaya sütunu yaklaşık 75 metre, küçük kaya sütunu ise yaklaşık 61 metre yüksekliğindedir.
Lóndrangar, eski bir volkanik kraterin ya da volkanik bacanın dayanıklı kalıntıları olarak kabul edilir. Çevresinde; dramatik lav alanları, dik falezler, kıyı kayalıkları, güçlü Atlantik dalgaları bulunur. Bu manzara, İzlanda’nın volkanik kökenini ve kıyı erozyonunun etkilerini gözler önüne serer.
Lóndrangar, özellikle yaz aylarında önemli bir deniz kuşu üreme alanıdır. Bölgede sıkça görülebilen türler arasında; fulmarlar, martılar, kuzgunlar, karabataklar yer alır. Bazı yıllarda çevrede puffinler (atlas papağanları) da görülebilir.
Bölgede işaretlenmiş yürüyüş patikaları ve seyir terasları bulunur. Kısa yürüyüşlerle kayalıkların farklı açılardan görülebildiği noktalara ulaşılabilir. Açık havalarda; Snæfellsjökull Buzulu, Atlas Okyanusu, çevredeki lav tarlaları aynı anda görülebilir.
İzlanda halk inanışlarında Lóndrangar’ın çevresi, elflerin ve gizemli varlıkların yaşadığı yerlerden biri olarak anlatılır. Bu hikâyeler İzlanda folklorunun bir parçasıdır ve bölgenin kültürel mirasına katkı sağlar.
Giriş ücretsizdir. Yol kenarında otopark mevcuttur. Kıyıya yakın bölgelerde rüzgâr çok kuvvetli olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Falez kenarlarında güvenlik uyarılarına uyulması önemlidir.
Snaefellsnes Yarımadasın’nın bu bölgesindeki geziden sonra yarımadanın güneyindeki rengarenk evleriyle öne çıkan tarihi Hellnar balıkçı köyü ve Hellnar’ın hemen yanı başındaki Arnarstapi balıkçı köyü, incecik bir yarık şeklinde olan Rauofeldsgja Kanyonu, terkedilmiş hayalet görüntüsüyle Budir Kilisesi, düzgün ve simetrik yapısıyla Gerðuberg bazalt sütunları gezisi ile devam edilebilir.
1.2.10. Hellnar
Hellnar, Snæfellsnes Yarımadası’nın güneybatısında yer alan küçük tarihi bir balıkçı köyüdür. Günümüzde nüfusu çok az olsa da, doğal güzellikleri ve tarihi nedeniyle yarımadanın en sevilen duraklarından biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Hellnar
Bu köy, İzlanda’nın en eski ve en önemli balıkçılık yerleşimlerinden biri olup, yerleşim tarihi 16. yüzyıla kadar uzanır. Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda burada yoğun bir balıkçılık faaliyeti yürütülüyordu. Zamanla balıkçılık önemini yitirince köy küçüldü ve günümüzde daha çok turizmle anılan sakin bir yerleşim hâline geldi.
Hellnar günümüzde, lav kayalıkları ve okyanus manzarasıyla ünlüdür. Bölgede; siyah volkanik kıyılar, bazalt kaya oluşumları, deniz mağaraları, kuşlarla dolu falezler bulunur. Açık havalarda Snæfellsjökull Buzulu köyden rahatlıkla görülebilir.
Hellnar’ın en dikkat çekici doğal oluşumlarından biri Baðstofa adlı deniz mağarasıdır. Dalgaların yüzyıllar boyunca aşındırdığı bazalt kayalar, mağaranın kemer benzeri yapısını oluşturmuştur. Güçlü dalgaların mağara içinde yarattığı yankılar oldukça etkileyicidir.
Hellnar ile komşu Arnarstapi köyü arasında yaklaşık 2,5 kilometrelik popüler bir kıyı yürüyüş rotası bulunur. Yaklaşık 45–60 dakika süren bu parkur boyunca; lav kayalıkları, deniz kemerleri, kuş kolonileri, Atlantik Okyanusu manzaraları izlenebilir.
Kıyı boyunca fulmarlar, martılar ve kuzgunlar gibi deniz kuşları görülebilir. Yaz aylarında çevrede atlas papağanı (puffin) gözlemleme şansı da olabilir.
Hellnar’da küçük bir kafe ve ziyaretçi hizmetleri bulunur. Sessiz atmosferi, tarihi balıkçı mirası ve dramatik kıyı manzaralarıyla Hellnar, İzlanda’nın doğa ve tarihini bir arada deneyimlemek isteyen ziyaretçiler için oldukça özel bir destinasyondur.
1.2.11. Arnarstapi
Arnarstapi, Snæfellsnes Yarımadası’nın güneybatı kıyısında yer alan küçük ve doğal güzellikleriyle ünlü bir kıyı köyüdür. Etkileyici bazalt kayalıkları, deniz kemerleri ve zengin kuş yaşamı sayesinde yarımadanın en popüler duraklarından biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Arnarstapi
Sürekli yaşayan nüfus oldukça azdır, yerleşim daha çok turizm odaklıdır. Adının anlamı, İzlandaca’da “Kartalların Kayalığı” veya “Kartal Burnu” anlamına gelir.
Arnarstapi, geçmişte önemli bir balıkçılık ve ticaret merkeziydi. Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda bölge, Danimarka-İzlanda ticaret ağı içinde önemli bir liman olarak kullanıldı. Günümüzde ise tarihi dokusunu koruyan sakin bir turizm merkezidir.
Arnarstapi, volkanik kıyıları ve denizin şekillendirdiği kaya oluşumlarıyla tanınır. Bölgede görülebilecek bir takım doğal oluşumlar da vardır. Bunların başında Gatklettur gelir. Burası dalgaların aşındırmasıyla oluşmuş doğal bir bazalt kaya kemeri ve bölgenin en çok fotoğraflanan noktalarından biridir.
Deniz kuşlarının yuvalandığı yüksek kayalıkların oluşturduğu bazalt falezleri, geçmiş volkanik faaliyetlerin izlerini taşıyan geniş lav arazileri, Atlantik Okyanusu manzarası eşliğinde kolay yürüyüş imkânı sunan kıyı yürüyüş yolları diğer gezip görülmeye değer yerlerdir.

Monument to the Bard of Snæfellsás
Arnarstapi’nin simgelerinden biri, yarı insan yarı dev olarak anlatılan Bárður Snæfellsás heykelidir. İzlanda destanlarına göre Bárður, bölgeyi koruyan efsanevi bir figürdür. Rivayetlere göre bir olayın ardından medeniyetten uzaklaşarak Snæfellsjökull çevresinde yaşamaya başlamış ve doğanın koruyucu ruhu hâline gelmiştir. Bu anlatılar, İzlanda folklorunun önemli parçalarındandır.
1.2.12. Rauofeldsgja Kanyonu
Rauðfeldsgjá Kanyonu, Arnarstapi’nin yaklaşık 3 km kuzeydoğusunda bulunan dar ve etkileyici bir kaya yarığıdır. Dağın içine doğru uzanan bu kanyon, hem doğal güzelliği hem de İzlanda destanlarındaki yeriyle tanınır. Kanyon, bazalt kayalarının zaman içinde tektonik hareketler ve su erozyonuyla çatlayıp aşınması sonucu oluşmuştur.

İzlanda Gezilecek Yerler, Rauofeldsgja Kanyonu
Rauðfeldsgjá, dışarıdan bakıldığında dağın yamacındaki dar bir çatlak gibi görünür. İçeri girildiğinde ise; dik kaya duvarları, dar geçitler, küçük bir dere, bazı bölümlerde minik şelaleler ziyaretçileri karşılar.
Kanyonun en dar noktalarında kayaların arasından yürümek, hatta bazı yerlerde küçük kayaların üzerinden geçmek gerekir. Yağışlı dönemlerde su seviyesi yükselebilir.
Kanyonun adı, Bárðar saga Snæfellsáss adlı Orta Çağ İzlanda destanından gelir. Efsaneye göre, bölgenin koruyucu figürü olarak anlatılan Bárður Snæfellsás, yeğenleri Rauðfeldur ve Sölvi ile yaşadığı bir anlaşmazlık sonrası öfkelenir. Rivayete göre Rauðfeldur’u bu derin kaya yarığına atar; kanyonun adı da bu olaydan gelir. Bu anlatı, İzlanda folklorunun önemli efsanelerinden biridir.
Giriş ücretsizdir. Otoparktan kanyon girişine yürüyüş yaklaşık 10 dakika sürer. Kanyonun içine girmek isteyenlerin su geçirmez ve kaymaz tabanlı yürüyüş ayakkabıları giymesi tavsiye edilir. İç kısımlar dar, kaygan ve ıslak olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Kış aylarında buzlanma nedeniyle erişim zorlaşabilir.
Kanyon, özellikle güneş ışığının dar kaya duvarlarının arasından süzüldüğü saatlerde etkileyici görüntüler sunar. Yüksek bazalt duvarları ve yosunlarla kaplı kayaları, doğa ve manzara fotoğrafçılığı için oldukça popülerdir.
1.2.13. Budir Kilisesi
Búðir Kilisesi (Búðakirkja), Snæfellsnes Yarımadası’nın güneyinde yer alır. Bu kilise siyaha boyanmış ahşap dış cephesiyle tanınan tarihi bir Lutheran kilisesidir. Lav tarlaları ve açık deniz manzarasıyla çevrili konumu sayesinde İzlanda’nın en çok fotoğraflanan dini yapılarından biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Budir Kilisesi
Günümüzde görülen kilise 1848 yılında inşa edilmiştir. İzlanda’nın koruma altındaki tarihî yapılarının başında gelir. Búðir, geçmişte önemli bir ticaret ve balıkçılık yerleşimiydi. İlk kilisenin bölgede 1700’lü yılların başlarında inşa edildiği bilinmektedir. Zaman içinde yıpranan yapının yerine 1848’de bugünkü kilise yapılmıştır. Daha sonra kapsamlı restorasyonlardan geçirilerek tarihî görünümü korunmuştur.
Búðakirkja’nın en dikkat çekici özelliği, siyaha boyanmış ahşap cephesi ve buna kontrast oluşturan beyaz pencere ve kapı çerçeveleridir. Sade mimarisi, çevresindeki volkanik lav tarlalarıyla uyumu çarpıcı bir görüntü oluşturur. Kilise küçük bir mezarlığın içinde yer alır. Çevresi, İzlanda’nın tipik lav alanlarıyla çevrilidir.
Kilisenin bulunduğu bölgede; geniş lav tarlaları, yosunlarla kaplı volkanik araziler bulunur. Búðakirkja, yalnızca bir ibadet yeri değildir. Aynı zamanda İzlanda’nın kırsal mimarisini ve tarihini temsil eden önemli bir kültürel mirastır. Sade tasarımı ve doğal çevresi, ülkenin mimari anlayışını ve doğayla kurduğu ilişkiyi yansıtır.
1.2.14. Gerðuberg Cliffs
Gerðuberg Kayalıkları, Snæfellsnes Yarımadası’nın güneydoğusunda yer alır. Etkileyici bazalt sütunları ile ünlü doğal bir oluşumdur. Ülkenin en düzenli ve simetrik bazalt kaya oluşumlarından biri olarak kabul edilir.

Gerduberg Bazalt Stunları
Yaklaşık binlerce yıl önce lav akıntılarının yavaşça soğuması ve büzülmesi sonucu altıgen ve bazen beşgen ya da yedigen bazalt sütunları meydana gelmiştir. Bu süreç, “kolonlu bazalt” olarak bilinen jeolojik yapıyı oluşturur. Kayalıklar uzun bir duvar gibi uzanır ve birçok sütun neredeyse kusursuz geometrik şekillere sahiptir. Bazı sütunlar yaklaşık 10–14 metre yüksekliğe ulaşır.
Yoldan kısa bir sapakla kolayca ulaşılabilir. Otoparktan kayalıklara kısa bir yürüyüşle gidilir. Tırmanırken dikkatli olmak gerekir; yüzeyler özellikle ıslak havalarda kaygan olabilir.
Düzenli geometrik yapısı nedeniyle İzlanda’nın en çok fotoğraflanan doğal noktalarından biridir. Gün doğumu ve gün batımı ışıkları kayalıkların dokusunu daha belirgin hale getirir.
1.3. Blue Lagoon (jeotermal turizm örneği)
Blue Lagoon (İzlandaca: Bláa Lónið), İzlanda’nın en ünlü turistik noktalarından birisidir. Aynı zamanda dünyanın da en tanınmış jeotermal spa merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Süt mavisi renkli sıcak suları, volkanik çevresi ve modern tesisleriyle her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlar.

İzlanda Gezilecek Yerler, Blue Lagoon
Başkent Reykjavík’e uzaklığı yaklaşık 50 km olan bu spa merkezi Keflavík Uluslararası Havalimanı’na uzaklığı ise yaklaşık 20 km’dir. 1992 yılında kurulan tesisin su sıcaklığı genellikle 37–40°C olduğu söyleniyor.
Blue Lagoon, doğal bir göl gibi görünmesine rağmen tamamen doğal oluşumlu değildir. Jeotermal enerji üretimi sonucu ortaya çıkan sıcak suyun birikmesiyle oluşmuştur. Blue Lagoon’un mimarisi çevredeki volkanik peyzajla uyumlu olacak şekilde tasarlanmıştır.
Mimaride kullanılan siyah lav kayaları, minimalist İskandinav tasarımı, cam cepheler ve doğal taş kullanımı tesisin çevreyle bütünleşmesini sağlamıştır.
Blue Lagoon’un dikkat çekici açık mavi-beyaz rengi birçok kişinin ilgisini çeker. Bu rengin nedeni; sudaki yüksek silika oranı ve minerallerdir. Güneş ışığının suda kırılması ve silika parçacıklarının bu ışığı yansıtması sonucu göle karakteristik süt mavisi görünümünü verir.
Blue Lagoon suyundaki silikanın beyaz renkli minerallerinin cildi temizlediği düşünülür. Ünlü silika maskelerinin temel bileşenin de bu olduğu söyleniyor. Sudaki sülfür ise bazı cilt rahatsızlıkları üzerinde olumlu etkileri olduğu araştırılmıştır. İzlanda’daki tüm Jeotermal bölgelerde yaygın olarak sülfür bulunmaktadır.
Ayrıca bu suda kalsiyum, sodyum ve potasyum gibi çeşitli mineraller de mevcut. Blue Lagoon’daki suyun özellikle sedef hastalığı (psoriasis) gibi bazı kronik cilt problemleri üzerindeki etkileri nedeniyle bilimsel araştırmalara da konu olmuştur.
Ziyaretçiler geniş jeotermal havuzlarda vakit geçirebilir. En popüler uygulama olan ve beyaz mineral maske şeklinde uygulanan silika maskesi havuz içinde ücretsiz sunulabilir.
Farklı cilt tiplerine yönelik seçenekler sunan mineral maskeleri, jeotermal buhar deneyimi sunan buhar alanları, sauna gibi klasik spa olanakları da mevcuttur. Ayrıca rezervasyonla çeşitli su içi masaj hizmetleri almakta mümkün.
2. Altın Çember (Golden Circle) ve Jeotermal Sistemler
İzlanda denince akla gelen ilk gezi rotalarından biri Altın Çember (Golden Circle)’dir. Burası ülkenin jeolojik açıdan en etkileyici bölgelerini bir araya getirir. Bu rota yalnızca turistik bir güzergâh değil, aynı zamanda Dünya’nın iç dinamiklerini gözlemleyebileceğiniz doğal bir laboratuvar olarak da kabul edilir.
Bölgedeki gayzerler, sıcak su kaynakları, fay hatları ve volkanik sistemler İzlanda’nın eşsiz jeotermal karakterini ortaya koyar. Tüm bu özellikler Golden Circle İzlanda turizminin en yoğun rotalarından biri olarak ön plana çıkarır.
Altın Çember özellikle üç ana durağıyla ön plana çıkar. Bunlar Pingvellir Milli Parkı, Geysir Jeotermal Alanı ve Gullfoss Şelalesi’dir. Bu üç ana nokta Golden Circle’de en sık ziyaret edilen yerlerdir. Altın Çemberin üç ana unsuru ve bölgedeki diğer önemli noktalar hakkında bilgiler müteakip maddelerde sunulmuştur.
2.1. Pingvellir (Thingvellir) Milli Parkı:
Pingvellir Milli Parkı, başkent Reykjavík’in yaklaşık 40 kilometre doğusunda yer alıyor. 1930 yılında kurulan Park’ın tarihî önemi 10. yüzyıla kadar uzanıyor. yaklaşık 240 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Ayrıca burası Pingvallavatn Gölü çevresinde uzanmaktadır.

Thingvellir(Þingvellir) Milli Parkı
Bu park, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alır. Milli park, Avrasya ve Kuzey Amerika levhalarının ayrıldığı bir rift vadisidir. Levha tektoniğinin yüzeyde doğrudan gözlemlenebildiği nadir yerlerden biridir. İzlanda’nın en önemli koruma alanlarından biri olan park, hem doğal hem de kültürel değerleri nedeniyle özel statüye sahiptir.
Thingvellir aynı zamanda İzlanda parlamentosunun Alþingi (Althing) kurulduğu tarihsel bir merkezdir. 930 yılında İzlanda’nın farklı bölgelerinde yaşayan Viking kökenli yerleşimciler, ortak bir yönetim sistemi oluşturmak amacıyla burada bir meclis kurmuşlar.
Zamanla Alþingi; yasaların ilan edildiği, davaların görüldüğü, ticari anlaşmaların yapıldığı, toplumsal kararların alındığı bir merkez hâline gelmiş. Bu nedenle Alþingi, dünyanın kesintisiz faaliyet göstermiş en eski parlamentolarından biri olarak kabul edilmektedir.
Orta Çağ boyunca İzlanda’da merkezi bir kral bulunmuyordu. Bu nedenle; şefler, çiftçiler, tüccarlar, din adamları yılın belirli dönemlerinde Þingvellir’de toplanıyordu. Burada; kanunlar yüksek sesle okunuyor, anlaşmazlıklar çözülüyor, yeni kurallar belirleniyordu. Kanunların sözlü olarak aktarılması nedeniyle “Kanun Sözcüsü” (Lögsögumaður) adı verilen önemli bir görev ortaya çıkmıştı.
Þingvellir, İzlandalılar için yalnızca doğal güzellikleriyle değil, ulusal kimliğin şekillendiği tarihî olaylara ev sahipliği yapması nedeniyle de büyük anlam taşır. Aynı zamanda bilim insanları için levha tektoniği, volkanizma ve hidrojeoloji alanlarında önemli bir araştırma sahasıdır.
2.2. Laugarvatn Fontana Jeotermal Spa Alanları
Laugarvatn Fontana, Golden Circle (Altın Çember) bölgesinin popüler bir jeotermal spa ve wellness merkezidir. Burası Laugarvatn Gölü kıyısında bulunuyor. Golden Circle rotası üzerinde yer aldığı için turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor.

Fontana Steam by the Lake
Başkent Reykjavik’ten yaklaşık 75–80 km uzaklıkta yer alan Laugarvatn Fontana, Pingvellir Milli Parkı’nın araçla 35 km güneydoğusunda bulunuyor. Parktan Fontana’ya araçla 34 dakikada ulaşılmaktadır.
Bu wellness (sağlıklı yaşam) merkezi bünyesinde bulundurduğu sıcak jeotermal sular, buhar banyoları ve dinlenme alanları aracılığıyla ziyaretçilerinin hem bedenlerini hem de zihinlerini rahatlatma imkanı sunar.
Tesisin en dikkat çekici özelliklerinden biri, doğal sıcak su kaynaklarının üzerine inşa edilmiş buhar odalarıdır. Yerden yükselen doğal buhar sayesinde yüksek nemli ve rahatlatıcı bir ortam oluşur.
Ayrıca bu spa merkezinde farklı sıcaklıklarda Jeotermal açık hava havuzları bulunur. Su, bölgedeki doğal jeotermal kaynaklardan gelir. Bu haliyle göl manzarası eşliğinde dinlenme imkânı sunar.
Sıcak havuzlardan çıktıktan sonra doğrudan Laugarvatn Gölü’ne girerek soğuk su deneyimi yaşanabilir. Bu uygulama, İskandinav ülkelerinde yaygın olan sıcak-soğuk terapi geleneğinin bir parçasıdır.
Fontana’nın en ünlü aktivitelerinden biri, jeotermal ısıyla pişirilen geleneksel İzlanda çavdar ekmeğinin yapımını göstermesidir. Ekmek, sıcak jeotermal kumun içine gömülerek yaklaşık 24 saat pişirilir. Rehberli turlarda ya da rehberli bir tura denk gelinirse ekmeğin çıkarılışı izlenebilir ve tadına bakılabilir.
Laugarvatn Fontana, Blue Lagoon kadar büyük olmasa da daha sakin ve doğal bir jeotermal spa deneyimi arayanlar için oldukça beğenilen bir seçenektir. Özellikle yaz sezonunda önceden rezervasyon yapmak faydalı olabilir. Mayo ve havlu getirilebilir veya tesisten temin edilebilir.
2.3. Fridheimar
Friðheimar, Altın Çember rotasının ünlü sera çiftliği ve aynı zamanda restoranıdır. Geysir, Gullfoss ve Pingvellir’i kapsayan Golden Circle turlarının popüler duraklarından biridir. Burası jeotermal enerjinin tarımda nasıl kullanıldığını gösteren etkileyici bir örnektir. Özellikle jeotermal enerji kullanılarak yetiştirilen domatesleriyle tanınır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Fridheimar’
İzlanda’nın sert iklimine rağmen, seralar jeotermal enerji ve yapay aydınlatma sayesinde yıl boyunca üretim yapar. Ziyaretçiler seraların içinde dolaşabilir ve domates yetiştirme yöntemleri hakkında bilgi alabilir. Bu çiftlik, sürdürülebilir tarımın İzlanda’daki başarılı örneklerinden biridir.
Restoran doğrudan seranın içinde yer alır; yemek yerken çevrenizde domates bitkileri bulunur. En ünlü menü öğesi sınırsız domates çorbasıdır. Ayrıca domatesli makarna, domates reçeli, domatesli tatlılar ve çeşitli domates bazlı içecekler sunulur. Taze ürünlerin çoğu çiftlikte yetiştirilir.
İzlanda’nın volkanik ve soğuk ortamında, yıl boyunca taze domates yetiştirilmesi ziyaretçiler için ilginç bir deneyim sunar. Hem yemek hem de sürdürülebilir tarım açısından ülkenin en dikkat çekici destinasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Rezervasyonları aylar öncesinden dolabiliyor.
2.4. Faxi Şelalesi
Yaklaşık 7 metre yüksekliğinde ve 80 metre genişliğinde olan Faxi Şelalesi, Geysir jeotermal alanına yaklaşık 10–15 dakika uzaklıktadır. Burası Gullfoss Şelalesi yolundan da kolayca ziyaret edilebilir. Gullfoss kadar yüksek olmasa da oldukça geniş bir su perdesine sahiptir. Suyun sakin ama güçlü akışı, fotoğraf çekmek için etkileyici manzaralar sunar.

İzlanda Gezilecek Yerler, Faxi Şelalesi
Golden Circle turundaki diğer noktalara göre nispeten daha sakin kalan, doğal, fotojenik ve güzel bir şelaledir. Özellikle doğayla baş başa kalmak isteyen ziyaretçiler tarafından tercih edilir. Faxi Şelalesi kısa bir mola için oldukça güzel bir seçenek olduğu söylenebilir.
Ayrıca bu bölge özellikle somon balıkçılığı açısından önemlidir. Şelalenin yanında balıkların akıntıya karşı yukarı çıkabilmesini sağlayan bir balık geçidi (fish ladder) bulunur.
2.5. Geysir Jeotermal Alanı
Haukadalur Vadisi’nde yer alan Geysir Jeotermal Alanı, İzlanda’nın en ünlü doğal cazibe merkezlerinden biridir. Burası dünyadaki birçok dilde kullanılan “geyser” (gayzer) kelimesinin doğuş yeridir. Bu alan, Pingvellir Milli Parkı ve Gullfoss Şelalesi ile birlikte Golden Circle rotasının üç ana durağından biri olarak kabul ediliyor. Bu üç nokta Golden Circle’de en sık ziyaret edilir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Gayzerler Bölgesi
Büyük Geysir ve Strokkur Gayzeri olmak üzere iki ana gayzer vardır. Büyük Geysir, bölgenin adını aldığı gayzerdir. Tarih boyunca zaman zaman 70 metreyi aşan püskürmeler yaptığı kaydedilmiştir. Günümüzde ise nadiren aktif hâle gelir ve düzenli püskürmez.
Strokkur Gayzeri ise bölgenin en aktif ve en popüler gayzeridir. Yaklaşık her 5–10 dakikada bir püskürür. Genellikle 15–20 metre, bazen 30 metreye kadar sıcak su ve buhar fışkırtabilir. Ziyaretçilerin en çok fotoğrafladığı noktalardan biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Strokkur Geyseri
Strokkur’un püskürmesini izlemek için birkaç dakika beklemek yeterlidir. Püskürmeden hemen önce su yüzeyinde oluşan mavi kubbe görüntüsü fotoğrafçılar için çok ilgi çekicidir. Sabah erken veya akşam saatlerinde kalabalık daha az olabilir.
Alanın tamamında; kaynayan çamur havuzları, buhar bacaları, sıcak su kaynakları, minerallerin renklendirdiği jeotermal oluşumlar görülebilir. Burası dünyanın en ünlü jeotermal alanlarından biri olarak kabul edilir.
Su sıcaklıkları çoğu noktada 80–100°C’nin üzerindedir. Belirlenmiş yürüyüş yollarından çıkmamak önemlidir. Jeotermal havuzlara yaklaşmak ciddi yanıklara neden olabilir.
2.6. Gullfoss Şelalesi
Altın Şelale olarak da adlandırılan Gullfoss Şelalesi, İzlanda’nın en ünlü ve en etkileyici doğal güzelliklerinden biridir. Geysir Jeotermal Alanı’na yaklaşık 10 km mesafede bulunan bu şelale, güçlü akışı ve dramatik görünümüyle tanınır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Gullfoos Şelaleleri
Şelale iki basamak halinde düşer. İlk düşüş yaklaşık 11 metre, ikinci düşüş yaklaşık 21 metre yüksekliğindedir. Toplamda ise yaklaşık 32 metrelik bir düşüş oluşturur. Bu sular, derin ve dar bir kanyona dökülerek çok etkileyici bir manzara yaratır.
“Gullfoss”, İzlandacada “Altın Şelale” anlamına gelmekle birlikte ismin kaynağı hakkında farklı anlatılar vardır. Güneşli günlerde su zerreciklerinin altın renginde parlaması bunlardan biridir. Güneşli havalarda şelalenin üzerinde sık sık gökkuşağı görülebilir. Yazın güçlü su akışı ve yeşil çevre, kışın ise kar ve buzla kaplı manzara ziyaretçilere farklı deneyimler sunar.
20.yüzyılın başlarında şelaleyi hidroelektrik santrale dönüştürme planları yapılmış. Yerel halkın ve özellikle Sigríður Tómasdóttir adlı çevre savunucusunun çabaları sayesinde proje gerçekleşmemiş. Bu nedenle Sigríður, İzlanda’da doğa koruma hareketinin öncülerinden biri olarak anılır.
Şelale bölgesinde farklı yüksekliklerde seyir platformları bulunur. Bazı yürüyüş yolları ziyaretçileri şelalenin oldukça yakınına kadar götürür. Şelalenin gücü nedeniyle havada yoğun su spreyi bulunabilir. Bu nedenle su geçirmez kıyafetler faydalı olabilir.
İzlanda’nın en çok fotoğraflanan doğal alanlarından biri olan Gullfoss, İzlanda’nın volkanik ve buzul kökenli doğasının gücünü en iyi gösteren yerlerden biri olarak kabul edilir. Hvita Nehri üzerinde bulunan bu iki kademeli şelale, buzul erimelerinin hidrografik sistem üzerindeki etkisini gözlemlemek için önemli bir noktadır.
2.7. Secret Lagoon
İzlandaca adıyla Gamla Laugin, yani “Eski Havuz” olan Secret Lagoon, İzlanda’nın en eski doğal jeotermal yüzme havuzlarından biridir. Daha sakin ve doğal bir atmosfer sunduğu için Blue Lagoon’a alternatif arayan ziyaretçiler arasında oldukça popülerdir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Secret Lagoon
Havuz ilk olarak 1891 yılında hizmete açılmıştır. İzlanda’nın günümüze ulaşan en eski yüzme havuzlarından biri olarak kabul edilir. Modernleştirilmiş olsa da doğal görünümünü büyük ölçüde korumuştur.
Havuz su sıcaklığı genellikle 38–40°C arasında tutulur. Yıl boyunca kullanılabilir. Kışın kar yağarken sıcak suda yüzmek de özellikle popülerdir.
Havuzun çevresinde küçük sıcak su kaynakları, buhar çıkışları, minik çamur havuzları, düzenli aralıklarla püsküren küçük bir gayzer bulunur.
Havuzun etrafında kısa bir Jeotermal Yürüyüş Yolu vardır. Bu yürüyüş sırasında çevredeki jeotermal oluşumlar yakından görülebilir. Secret Lagoon’un en büyük avantajlarından biri doğal ve sade yapısını korumasıdır. Yapay mavi renkli sular veya büyük kompleksler yerine daha otantik bir İzlanda deneyimi sunar.
Tesiste soyunma odaları, duşlar, kilitli dolaplar, kafe ve dinlenme alanları da mevcuttur. Kalabalıktan kaçınmak isteyenler, doğal jeotermal deneyim arayanlar, Golden Circle gezisine rahatlatıcı bir mola eklemek isteyenler için oldukça iyi bir seçenektir.
2.8. Skalholt Katedrali
Skalholt Katedrali, İzlanda’nın en önemli tarihî ve dinî yapılarından biridir. Bu katedral günümüzde küçük bir yerleşim yeri olan Skalholt’ta yer alıyor. Burası yaklaşık 750 yıl boyunca ülkenin en önemli dinî, kültürel ve eğitim merkezlerinden biri olmuştur.

Skalholt Katedrali
Skalholt, 1056 yılında İzlanda’nın ilk piskoposluk merkezlerinden biri olmuş. Yüzyıllar boyunca ülkenin dinî yönetiminin merkezi olarak hizmet vermiş. Burası aynı zamanda tarihte önemli bir eğitim ve kültür merkeziydi. Birçok din adamı, yazar ve bilim insanı burada yetişti.
Günümüzdeki mevcut katedral 20. yüzyılda inşa edilmiş olup 1963 yılında kutsanmıştır. Modern mimari ile geleneksel kilise unsurlarını bir araya getirir. Dış görünümü sade, iç mekânı ise aydınlık ve zariftir.
Katedralde İzlandalı sanatçıların eserleri bulunur. Renkli vitray pencereler ve dini sanat çalışmaları dikkat çeker. İç mekânda huzurlu ve sade bir İskandinav tasarım anlayışı hâkimdir. Katedral çevresinde geçmiş dönemlere ait yapıların temelleri ve arkeolojik kalıntılar görülebilir. Bölgede yapılan kazılar, Orta Çağ İzlanda yaşamına dair önemli bilgiler sağlamıştır.
Yaz aylarında burada konserler ve kültürel etkinlikler düzenlenir. Katedralin akustiği nedeniyle özellikle klasik müzik ve koro performansları için tercih edilir.
Skalholt, İzlanda’nın doğal güzelliklerinden farklı olarak ülkenin tarihini, Hristiyanlık dönemini ve kültürel gelişimini anlamak isteyen ziyaretçiler için önemli bir duraktır. Golden Circle gezisi sırasında kısa bir mola vererek hem katedrali hem de çevresindeki tarihî alanları keşfetmek mümkündür.
İzlanda tarihinde Pingvellir siyasi açıdan ne kadar önemliyse, Skalholt da yüzyıllar boyunca dinî ve kültürel açıdan o kadar önemli bir merkez olmuştur.
2.9. Kerid Krater Gölü
Kerid Krater Gölü, İzlanda’nın Golden Circle rotası üzerindeki en dikkat çekici volkanik oluşumlardan biridir. Kırmızımsı volkanik yamaçları ve ortasındaki mavi-yeşil gölüyle ünlüdür. Güney İzlanda’da, Grimsnes bölgesinde yer alır. Reykjavik’ten yaklaşık 70 km uzaklıktadır. Genellikle Golden Circle rotasındaki Pingvellir, Geysir ve Gullfoss gezileriyle birlikte ziyaret edilir.

Kerid Krater Gölü
Krater Gölü yaklaşık 3.000–6.500 yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir. Eskiden bir volkan konisi olduğu, daha sonra magmanın çekilmesiyle üst kısmın çökerek krateri oluşturduğu düşünülmektedir. İzlanda’daki birçok kraterden daha genç olduğu için kırmızı renkli volkanik kayaları hâlâ belirgin şekilde görülebilir.
Bu krater yaklaşık 270 metre uzunluğunda, 170 metre genişliğinde, 55 metre derinliğindedir. Kraterin tabanındaki gölün su seviyesi yer altı sularına bağlı olarak değişmektedir. Kraterin çevresinde yürüyüş yapılabilen bir patika bulunur. Kenardan tüm krateri ve gölü yukarıdan görmek mümkündür. Ayrıca göl seviyesine kadar inen bir yol da vardır.
Kerid’in en dikkat çekici özelliği renk kontrastıdır. Kırmızı ve siyah volkanik kayalar, yeşil yosunlar ve bitki örtüsü, mavi veya turkuaz tonlarındaki göl suyu özellikle ön plana çıkar. Bu renkler özellikle güneşli havalarda oldukça etkileyici görünür.
Kerid, İzlanda’daki birçok doğal alanın aksine özel mülkiyet statüsünde olan bir bölgede yer alır. Bu nedenle ziyaretçilerden genellikle alanın korunmasına katkı amacıyla küçük bir giriş ücreti alınır. Golden Circle gezisinde sıkça tercih edilen Kerid, kısa sürede gezilebilen ancak İzlanda’nın volkanik geçmişini gözler önüne seren etkileyici bir doğa durağıdır.
3. Güney İzlanda Gezilecek Yerler
İzlanda’nın güney kıyıları, buzul ve volkanizmanın birlikte şekillendirdiği dramatik peyzajlarıyla öne çıkar. Güney Bölgesi Altın Çember Bölgesi’nde oldukça farklıdır. Bu kıyılar, Altın Çember ile birlikte ülkenin en popüler gezi bölgelerinden biridir.
Bölge volkanlar, buzullar, şelaleler, siyah kumlu plajlar ve etkileyici kıyı manzaralarıyla ünlüdür. Reykjavik’ten başlayarak doğuya doğru uzanan rota üzerinde çok sayıda önemli durak bulunur. Tüm bu duraklar İzlanda’nın etrafını çepeçevre dolaşan Ring Road Çevre Yolu diğer bir adıyla Route 1 güzergahında yer alır
3.1. Selfoss
Selfoss, İzlanda’nın güneyindeki en büyük yerleşim merkezlerinden biridir. Burası ülkenin önemli hizmet, ticaret ve ulaşım noktalarından biri olarak kabul edilir. Golden Circle ve Güney Kıyıları rotalarına yakın konumu nedeniyle birçok gezgin burada konaklar veya mola verir.

Selfoss
Başkent Reykjavik’in yaklaşık 50 km doğusunda bulunan bu kent, kentin içinden geçen Ölfusa Nehri kıyısında kurulmuştur. İzlanda’nın Ring Road (Route 1) Çevre Yolu üzerindeki önemli duraklarından biridir.
Bu kent Güney İzlanda’nın en büyük kasabalarından biridir. Burası bölge halkı için eğitim, sağlık, alışveriş ve kamu hizmetlerinin merkezidir. Turistler için de Golden Circle ve Güney Kıyıları gezilerinde uygun bir üs görevi görür.
Old Town Selfoss yani Eski Şehir Merkezi adı verilen bölgede, İzlanda’nın farklı yerlerindeki tarihî yapıların mimari tarzları örnek alınarak yeni binalar inşa edilmiştir. Bölge restoranlar, kafeler ve mağazalarla canlı bir sosyal merkez hâline gelmiştir.
Selfoss, kırsal bölgelere göre daha fazla restoran ve kafe seçeneği sunar. İzlanda mutfağının yanı sıra uluslararası mutfaklardan örnekler de bulunabilir. Özellikle yolculuk sırasında yemek veya alışveriş için sık tercih edilir.
Burada yaz aylarında çeşitli yerel festivaller düzenlenir. Bölge, İzlanda’nın kırsal yaşamını ve modern kasaba kültürünü bir arada deneyimlemek isteyenler için iyi bir örnektir.
Selfoss, büyük turistik doğal alanlardan biri değildir. Ancak Güney İzlanda’yı keşfetmek için pratik bir başlangıç noktası olması nedeniyle gezginler için oldukça kullanışlı bir duraktır. Selfoss adı bazen Dettifoss bölgesindeki “Selfoss Şelalesi” ile karıştırılabilir. Burada bahsedilen Selfoss, güney İzlanda’daki kasabadır.
3.2. Seljalandfoss Şelalesi
Seljalandsfoss Şelalesi, İzlanda’nın en ünlü ve en çok ziyaret edilen şelalelerinden biridir. Şelale, Reykjavik’in yaklaşık 125 km doğusunda bulunur. Route 1’den kolayca görülebilir ve Eyjafjallajökull Yanardağı’nın yakınındadır.

Seljalandfoss Şelalesi
Şelalenin suları yaklaşık 60 metre yükseklikten düşer. Su kaynağı, Eyjafjallajökull buzulunu besleyen eriyik sulardır. İnce ama etkileyici bir su perdesi oluşturur.
Seljalandsfoss’u özel kılan en önemli özellik şelalenin arkasından geçen bir patikanın bulunmasıdır. Böylece şelale hem önden hem de arkadan görülebilir. Bu özelliği ile de Dünyada nadir şelalelerden biri olmasıyla tanınır. Yaz aylarında patika genellikle tamamen açıktır. Kışın buzlanma nedeniyle erişim kısıtlanabilir.
Şelalenin arkasına geçerken yoğun su spreyi oluşur. Bu kapsamda hazırlıklı gitmek gerekir. Bu nedenle su geçirmez mont, pantolon ve uygun ayakkabı giymek tavsiye edilir. Fotoğraf makineleri ve telefonlar için koruyucu kılıf faydalı olabilir.
Fotoğrafçılık yönünden burada gün doğumu ve gün batımı saatlerinde çok etkileyici görüntüler oluşur. Açık havalarda gökkuşakları görülebilir. Şelalenin arkasından çekilen fotoğraflar İzlanda’nın en ikonik manzaraları arasında yer alır.
Hemen yakınında da Gljufrabui adında gizli bir şelale vardır. Seljalandsfoss’tan birkaç dakikalık yürüyüş mesafesindedir. Dar bir kaya yarığının içinde saklıdır. Daha az bilinse de birçok ziyaretçinin favori noktalarından biridir.
Şelale, geçmişte deniz kıyısı olan yüksek kayalıkların üzerinden denize dökülürmüş. Bu kayalıklar, İzlanda’nın jeolojik geçmişinde kıyı çizgisinin zamanla nasıl değiştiğini gösteren önemli oluşumlardandır.
3.3. Skogafoss Şelalesi
Skogafoss Şelalesi, İzlanda’nın en görkemli ve en çok fotoğraflanan şelalelerinden biridir. Güney Kıyıları rotası üzerinde yer alan bu şelale güçlü su akışıyla ziyaretçiler üzerinde büyük etki bırakır.

Skogafoss Şelalesi
Şelale, yaklaşık 60 metre yüksekliğinde ve 25 metre genişliğindedir. İzlanda’nın en büyük şelalelerinden biri olmasa da, geniş ve güçlü su perdesi sayesinde çok etkileyici görünür. Düz bir zemine döküldüğü için ziyaretçiler şelalenin dibine oldukça yaklaşabilir.
Şelalenin oluşturduğu yoğun su zerrecikleri nedeniyle güneşli günlerde sık sık tek veya çift gökkuşağı görülebilir. Bu durum Skogafoss’u fotoğrafçılar için çok cazip kılar.
Şelalenin yanında yaklaşık 500 basamaklı bir merdiven bulunur. Merdivenlerin sonundaki seyir platformundan şelale yukarıdan izlenebilir. Buradan çevredeki kıyı ovası ve dağ manzaraları da görülebilir.
Seyir noktasının ötesinde, nehir boyunca devam eden yürüyüş parkurları bulunur. Bu rota, İzlanda’nın en ünlü trekking yollarından biri olan Fimmvörouhals yürüyüşünün başlangıç noktalarından biridir. Bu yol boyunca çok sayıda küçük şelale görülebilir.
Yerel bir efsaneye göre, bir Viking yerleşimcisi şelalenin arkasındaki mağaraya bir hazine sandığı saklamıştır. Daha sonra sandığı bulmaya çalışan bir çocuğun sadece sandığın halkasını koparabildiği anlatılır. Bu halka günümüzde Skogar Müzesi’nde sergilenmektedir.
Seljalandsfoss ve Skógafoss Şelaleleri, eski deniz kıyı çizgisinin gerilemesiyle oluşmuş olup, izostatik yükselme ve kıyı morfodinamiği açısından önemlidir.
3.4. Solheimasandur Plane Wreck
Solheimasandur Plane Wreck, İzlanda’nın güney kıyısını boydan boya geçen karayolu ile okyanus arasında, Vík kasabası ile Skógafoss Şelalesi arasında yer alan siyah volkanik kumlarla kaplı Sólheimasandur ovasındadır. Ülkenin en ünlü turistik noktalarından biri hâline gelmiş olan bu nokta bir uçak enkazıdır.

Solheimasandur Plane Wreck
Enkaz, bir Douglas DC-3 tipi ABD Donanması uçağına aittir. Uçak, 24 Kasım 1973’te acil iniş yapmak zorunda kalmış. Olayın kesin nedeni konusunda farklı görüşler bulunsa da, genellikle yakıt sistemiyle ilgili bir sorun veya kötü hava koşullarının etkili olduğu belirtiliyor. Kazada can kaybı yaşanmamış ve mürettebatın tamamı kurtulmuş.
Eskiden araçlarla daha yakına gidilebilse de günümüzde çevreyi korumak amacıyla yol kapatılmıştır. Günümüzde ziyaretçiler genellikle park alanından yürüyerek ulaşır. Yürüyüş mesafesi tek yön yaklaşık 4 km, gidiş-dönüş ise yaklaşık 8 km’dir. Ortalama yürüyüş süresi hava koşullarına bağlı olarak 2–3 saat sürer. Kış aylarında karanlık ve hava şartları yürüyüşü zorlaştırabilir Bazı dönemlerde servis otobüsü (shuttle) hizmetleri de bulunur.
Bu kadar ünlü olmasının sebebi siyah kumlu düzlük üzerindeki beyaz uçak gövdesinin oldukça etkileyici bir görüntü oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Uçak enkazı günümüzde bir müze değil, açık arazide bulunan ve serbestçe ziyaret edilebilen tarihi bir kalıntıdır.
Burası birçok fotoğrafçı, film yapımcısı ve sosyal medya içerik üreticisi tarafından ziyaret edilir. Justin Bieber’ın 2015’te yayımlanan “I’ll Show You” klibinde de enkaz yer almıştır.
3.5. Dyrholaey Doğa Koruma Alanı
Dyrholaey Doğa Koruma Alanı, Roud 1 ile Kuzey Atlas Okyanus’u kıyısında yer alıyor. Bu doğa alanı okyanus manzaraları, yüksek falezleri, kuş yaşamı ve dev kaya kemeriyle ön plana çıkıyor. Burası Güney İzlanda Gezilecek Yerler rotasının en etkileyici seyir noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Viki Myrdal kasabasının yaklaşık 10 km batısındaki bu koruma alanı, Reynisfjara Siyah Kum Plajı’na oldukça yakındır. Başkent Reykjavik’a ise yaklaşık 175 km uzaklıktadır.

Dyrhólaey
Dyrholaey’in en dikkat çekici özelliği, denize uzanan devasa kaya oluşumudur. Adının anlamı kabaca “kapı deliği adası” olan bu kaya kütlesi, okyanus dalgaları tarafından aşındırılarak, büyük bir kemer şekline dönmüştür. Küçük teknelerin ve hatta bazı anlatımlara göre küçük uçakların bu kemerin altından geçebileceği kadar büyük olduğu ifade edilmektedir.
Dyrholaey Doğa Koruma Alanı’nda; Reynisdrangar kaya sütunları, Reynisfjara Siyah Kum Plajı, Myrdalsjökull Buzulu, Güney kıyısının diğer uzun siyah plajları gezip izlenebilir. Açık havalarda buradaki görüş mesafesi oldukça etkileyicidir.

Reynisfjara Plajı
Yaz aylarında genellikle Mayıs–Ağustos arası Dyrholaey, puffin kuşlarının önemli yuvalama alanlarından biridir. Bu nedenle kuş gözlemcileri için İzlanda’nın en iyi noktalarından biri sayılır. Koruma amacıyla bazı alanlar belirli dönemlerde geçici olarak ziyarete kapatılabiliyor.
Bölgedeki falezler yaklaşık 100–120 metre yüksekliğe ulaşır. Falezler Okyanusun ve kıyının iyi bir panoramik görüntüsünü sunar. Bölgenin özellikle gün doğumu ve gün batımı fotoğrafları için çok popüler olduğu söyleniyor.

Kıyıdaki Silindirik Kayalar
Koruma alanında yer alan Dyrholaey Deniz Feneri’nin de tarihi bir misyonu vardır. İlk deniz feneri 1910 yılında inşa edilmiş, günümüzdeki yapı daha sonra yapılmıştır. Fener bu bölgenin simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bölgeye hakim bir tepede yer alan fener beyaz rengiyle ortama farklı hava sunmaktadır.
Özellikle Dyrholaey, Reynisfjara ve Vík birlikte ziyaret edildiğinde, İzlanda’nın volkanik kıyı peyzajını en iyi şekilde deneyimleme fırsatı sunar.
3.6. Reyniskirkja Kilisesi
Reyniskirkja Kilisesi (Reyniskirkja Church), ünlü Reynisfjara Siyah Kum Plajı yakınlarında bulunan küçük ve tarihi bir kırsal kilisedir. Vík í Mýrdal kasabasının batısında, Reynisfjall Dağı’nın eteklerinde yer alır. Mevcut yapı,1929 yılında inşa edilmiştir. Mimari tarz, büyük ve gösterişli bir yapı olmaktan çok, geleneksel İzlanda kırsal kilise mimarisini yansıtmaktadır.

Reyniskirkja Church
Bu kilise beyaz dış cepheli ve kırmızı çatılı sade bir yapıdır. Kilisenin çevresinde küçük ve bakımlı bir de mezarlık bulunur. Bölgede yüzyıllardır bir kilise bulunduğu bilinmektedir. Günümüzdeki yapı daha eski kiliselerin yerine yapılmıştır. Kilise, yerel halkın dini ve kültürel yaşamında önemli bir yere sahiptir. Hâlen zaman zaman dini törenler ve özel etkinlikler için kullanılmaktadır.
Reyniskirkja Kilisesi, sakin ve atmosferik bir kırsal kilise olarak öne çıkar. Çevresinden Reynisdrangar deniz sütunları, Atlantik Okyanusu ve İzlanda güney kıyısının etkileyici manzaraları görülebilir. Özellikle gün doğumu ve gün batımında fotoğrafçılar tarafından özellikle tercih edilir.
Doğal güzelliğiyle öne çıkan bu kilisenin yakın çevresinde; Black Sand Beach (siyah kumlu plaj), Dyrhólaey yarımadası ve deniz kemerleri, Vík í Mýrdal kasabası, Reynisdrangar bazalt kaya oluşumları gibi birçok gezilecek yerler mevcuttur.
Yerel halk arasında ilginç bir yerel efsane vardır. Açık denizde görülen Reynisdrangar kaya sütunlarının, bir gemiyi karaya çekmeye çalışan ve gün doğumuna yakalanınca taşa dönüşen troller olduğu anlatılır. Kilise, işte bu efsanevi manzaraya hâkim bir konumda yer alır.
3.7. Reynisfjara Siyah Kum Plajı
Reynisfjara Siyah Kum Plajı, İzlanda’nın güney kıyısında, Vík í Mýrdal köyünün yakınında bulunur. Başkent Reykjavík’ten yaklaşık 180 km uzaklıktadır. Plaj dünyanın en ünlü siyah kumlu plajlarından biridir. Burası volkanik kökeni ve etkileyici kaya oluşumlarıyla tanınır.

Reynisfjara Plajı
Reynisfjara, National Geographic gibi yayınlar tarafından dünyanın en etkileyici plajları arasında gösterilmiş olup, volkanik doğası ve çarpıcı manzaraları sayesinde fotoğrafçılar ve doğa tutkunları için İzlanda’nın en popüler duraklarından biri olarak kabul edilir.
Bu plaj bölgesinin birçok öne çıkan özellikleri vardır. Bu özelliklerinden birincisi plajın kumlarının Siyah kumdan oluşmasıdır. Plajın bu siyah rengi, çevredeki volkanlardan çıkan lavların zamanla parçalanıp kuma dönüşmesinden kaynaklanır.
Plajın ikinci önemli özelliği de kıyıdaki altıgen şekilli doğal bazalt sütunlarıdır. Bu oluşumlar lavların yavaşça soğumasıyla meydana gelmiştir. Diğer bir üçüncü önemli özellik ise denizin içindeki yüksek bazalt kaya sütunlarının oluşturduğu Reynisdrangar kayalıklarıdır. Bu bazalt kayalıklar, İzlanda halk hikâyelerinde taşa dönüşmüş troller olarak anlatılır.
Buraya kadar anlatılanlar doğrultusunda Reynisfjara Siyah Kum Plajı; bazaltik lavların parçalanması sonucu oluşan siyah kumlar ve hekzagonal sütun yapıları, hızlı soğuma süreçlerinin tipik örnekleridir.
Plaj bölgesinde önemli bir kuş yaşamı da mevcuttur. Yaz aylarında burada özellikle martı ve puffin diğer bir adıyla papağan dalgıcı gibi deniz kuşlarını görmek mümkündür.
Reynisfjara’nın en önemli güvenlik zafiyeti “Sneaker waves” yani ani ve beklenmedik dev dalgalardır. Bu en büyük tehlikeli dalgalar da buranın önemli özellikleri arasında sayılır. Bu dalgalar kıyıya aniden ulaşarak insanları denize sürükleyebilir.
Sneaker waves’a maruz kalmamak için denize yaklaşırken uyarı levhalarına dikkat etmek gerekir. Su kenarından güvenli mesafede durmak, kırmızı uyarı verildiğinde kıyıya yaklaşmamak dev tehlikeli dalgalara karşı alınabilecek diğer önemli tedbirlerdir.
3.8. Vík í Mýrdal (Vík)
Vík í Mýrdal (kısaca Vík), İzlanda’nın en güneydeki yerleşimlerinden birisidir. Başkent Reykjavík’e yaklaşık 185 km uzaklıkta bulunan bu yerleşim yeri küçük turistik bir köydür. Yaklaşık 300–700 arasında değişen bir nüfusa sahiptir. Yıllara göre farklılık gösteren nüfus yapısına sahip bu köy Güney İzlanda’nın önemli duraklarından biridir.

Vik
Vík, küçük olmasına rağmen otelleri, misafirhaneleri, restoranları, kafeleri, marketi, benzin istasyonu ve hediyelik eşya dükkânlarıyla turistler için iyi donanımlı bir merkezdir. Güney İzlanda’yı keşfeden ziyaretçilerin çoğu burada mola verir veya gece konaklar.
Reynisfjara Siyah Kum Plajı köye sadece birkaç kilometre uzaklıktadır. Reynisdrangar deniz kayalıkları, köyden ve çevredeki seyir noktalarından görülebilir. Dyrhólaey yarımadası, deniz kemeri, yüksek falezleri ve yaz aylarında görülebilen puffin kuşlarıyla ünlüdür.
Köy, Mýrdalsjökull buzulunun yakınındadır. Bu buzulun altında İzlanda’nın en aktif volkanlarından biri olan Katla bulunur. Katla Volkanı tarih boyunca birçok kez patlamıştır ve İzlanda’nın yakından izlenen volkanlarından biridir. Olası bir patlamaya karşı Vík’te tahliye planları ve yönlendirme işaretleri bulunur. Günlük yaşam ise normal şekilde devam eder.
Víkurkirkja Kilisesi, Reynisfjara Plajı, Dyrhólaey, Katla Buz Mağaraları ile köye yakın bir mesafede yer alan Skógafoss ve Seljalandsfoss şelaleleri gibi Güney İzlanda Gezilecek Yerler için buradan günübirlik gezi turları oldukça popülerdir.
Vík, İzlanda’nın en fazla yağış alan bölgelerinden biridir. Hava kısa sürede değişebilir; yazın bile rüzgâr ve yağmur görülebilir. Kat kat giyinmek ve su geçirmez kıyafet bulundurmak faydalıdır.
3.9. Víkurfjara Siyah Kum Plajı
Víkurfjara Black Sand Beach (Víkurfjara Siyah Kum Plajı), İzlanda’nın güneyindeki Vík í Mýrdal köyünün hemen yanında yer alan siyah kumlu bir plajdır. Çoğu zaman yakındaki Reynisfjara ile karıştırılsa da, bunlar farklı plajlardır.

Víkurfjara Black Sand Plajı
Víkurfjara’nın; volkanik faaliyetler sonucu oluşmuş ince siyah kum ile kaplıdır, Vík köyüne yürüme mesafesinde olduğu için kolay erişilebilir, açık havalarda Reynisdrangar deniz kayalıklarının güzel manzarasını sunar, uzun kıyı şeridi, fotoğraf çekmek ve sahil boyunca yürüyüş yapmak için uygundur.
Reynisfjara bazalt sütunları ve Hálsanefshellir mağarası gibi ikonik kaya oluşumlarıyla ünlüdür, Víkurfjara ise daha çok köyün önündeki geniş sahiliyle bilinir ve genellikle daha sakindir. Her iki plaj da aynı Atlantik kıyısında bulunduğundan benzer siyah kum ve dalga özelliklerine sahiptir.
Víkurfjara’da da Reynisfjara’daki gibi Atlantik Okyanusu’nun güçlü dalgaları etkisini gösterir. Ani ve beklenmedik şekilde kıyıya ulaşabilen “sneaker waves” (sürpriz dalgalar) nedeniyle; su kenarında uzun süre durmaktan kaçınılmalı, çocuklar yakından gözetilmeli, hava ve güvenlik uyarıları dikkate alınmalı, akıntıların çok güçlü olmasından dolayı denize girilmemelidir.
Víkurfjara, Reynisfjara kadar kalabalık olmayabilir; bu nedenle Vík’te konaklayan ziyaretçiler için hem dinlendirici bir yürüyüş hem de İzlanda’nın volkanik kıyılarını deneyimlemek açısından güzel bir alternatiftir. Okyanusun gücünü hafife almamak ve güvenlik kurallarına uymak büyük önem taşır.
4. Güneydoğu ve Doğu İzlanda Gezilecek Yerler
Güneydoğu ve Doğu İzlanda, ülkenin en az nüfuslu ancak doğal güzellikleri bakımından en etkileyici bölgeleri arasında yer alır. Volkanlar, dev buzullar, derin fiyortlar, şelaleler ve küçük balıkçı kasabalarıyla öne çıkar. Ring Road (1 Numaralı Çevre Yolu) bu bölgelerden geçerek İzlanda’nın çevresini dolaşır.
Güneydoğu İzlanda’nın en belirgin özelliği ise, Avrupa’nın en büyük buzul kütlelerinden biri olan Vatnajökull bu bölgede yer alır. Yaklaşık 8.000 km²’lik alanı kaplayan buzul, birçok buzul dili, buzul gölü ve volkanik oluşumu besler.
Doğu İzlanda da, uzun ve dar Doğu Fiyortları (Eastfjords) ile karakterizedir. Yüksek dağlar denize dik iner ve aralarında küçük balıkçı kasabaları yer alır. Bölge, İzlanda’nın en sakin ve en az ziyaret edilen kesimlerinden biridir.
4.1. Skaftafell Milli Parkı
Skaftafell Milli Parkı, İzlanda’nın güneydoğusunda yer almaktadır. Günümüzde Vatnajökull Milli Parkı’nın bir parçası olan bu park, ülkenin en etkileyici doğal alanlarından biridir. 1967’de milli park olarak ilan edilmiş. Daha sonra 2008 yılında büyük Vatnajökull Milli Parkı’na dahil edilmiştir.
Öne çıkan en önemli birinci özelliği buzullarıdır. Bölge, Avrupa’nın en büyük buzullarından biri olan Vatnajökull Buzulu’nun eteklerinde bulunur. Burada buzul dilleri, buzul lagünleri ve buzul yürüyüşleri oldukça popülerdir.

Svartifoss Şelalesi
Parkın ikinci öne çıkan özelliği şelaleleridir. Bu şelalelerden en ünlüsü Svartifoss Şelalesi’dir. Svartifoss çevresini saran altıgen bazalt sütunlarıyla tanınır. Bu sütunlar diğer bazalt sütunlar gibi İzlanda mimarisine ilham veren doğal oluşumlardan biridir.
Bazalt taşlı Svartifoss Şelalesi’nin yürüyüş yolu üzerinde bir şelale daha mevcut. Bu şelale Hundafoss şelalesidir. Her ikisi de birbirine yakın olduğu için aynı zaman diliminde gezilebilir.

Hundafoss Şelalesi
Ayrıca burada kolay doğa yürüyüşlerinden zorlu dağ parkurlarına kadar farklı seviyelerde birçok yürüyüş rotası bulunur. Rotalar ziyaretçilere buzulların, dağların ve geniş lav ovalarının manzaralarını sunar.
Bölge İzlanda’nın birçok yerine kıyasla daha ılıman bir mikroiklime sahip olduğundan, buradaki bitki örtüsü İzlanda’nın diğer yerlerine göre farklılıklar gösterir. Bu kapsamda huş ağaçları ve çeşitli bitki türleri burada daha yoğun görülür.
Yaban hayatı yönünden kutup sumruları, büyük skualar ve çeşitli diğer kuş türleri bölgede gözlemlenebilir. Bir kuş türü olan Sumruların kutuplar arası göç ettiği ve yıllık göç mesafesinin 90.000 kilometreyi bulduğu söyleniyor.
Bu milli parktaki başlıca popüler aktiviteler; buzul yürüyüşü ve buz tırmanışı (rehber eşliğinde), doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık, kamp, yaz aylarında kuş gözlemciliği ve benzeri türden aktivitelerdir.
4.2. Svinafellsjökull Buzulu
Svínafellsjökull, İzlanda’nın güneydoğusunda, Vatnajökull Buzulunun etkileyici bir buzul dilidir. Skaftafell Doğa Koruma Alanı’nın (günümüzde Vatnajökull Milli Parkı’nın bir parçası) yakınında yer alır ve dramatik buz oluşumlarıyla tanınır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Svinafellsjökull Buzulu
Bağlı olduğu buzul olduğu Vatnajökull, Avrupa’nın hacim bakımından en büyük buzullarından biridir. Binlerce yıl boyunca biriken karın sıkışarak buza dönüşmesiyle meydana gelmiştir. Buzul, yerçekiminin etkisiyle yavaşça aşağı doğru hareket etmeye devam eder. Skaftafell ziyaretçi merkezine araçla yaklaşık 10–15 dakika uzaklıktadır.
Burası keskin buz sırtları, derin yarıkları (crevasse) ve mavi-beyaz buz oluşumları sayesinde İzlanda’nın en fotojenik buzullarından biri kabul edilir. Bu buzul film yapımcılarının da ilgisini çekmiştir. Batman Begins, Interstellar ve Game of Thrones’un bazı sahneleri bu bölge ve bu bölgeye yakın çevrelerde çekilmiştir.
Rehberli buzul yürüyüşleri, en popüler etkinliktir. Katılımcılara krampon, kask ve gerekli güvenlik ekipmanları sağlanır. Fotoğrafçılık yönünden özellikle sabah ve akşam ışığında etkileyici manzaralar sunar. Yakınındaki manzara seyir noktasından buzul güvenli bir mesafeden görülebilir.
Svínafellsjökull, doğal olarak sürekli değişen bir buzul olduğu için üzerinde ve çevresinde gizli yarıklar, düşen buz blokları ve kaya düşmesi riski bulunur. Bu nedenle güvenlik nedeniyle; işaretlenmiş alanların dışına çıkılmamalı, buzul üzerine yalnızca lisanslı bir rehberle çıkılması, yetkililerin güncel uyarılarına ve erişim kısıtlamalarına mutlaka uyulmalı. Zaman zaman kaya düşmesi riski nedeniyle buzulun bazı bölümlerine erişim sınırlandırılabilmektedir.
Svínafellsjökull, buzulların iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini gözlemlemek açısından da önemlidir. Son yıllarda, birçok İzlanda buzulu gibi buzulun da geri çekildiği ve kalınlığının azaldığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu yönüyle hem doğa tutkunları hem de araştırmacılar için ilgi çekici bir destinasyondur.
4.3. Jökulsárlón Buzul Gölü
Jökulsarlon Buzul Gölü, İzlanda’nın güneydoğusunda, Vatnajökull Milli Parkı içinde yer alan ve ülkenin en ünlü doğal güzelliklerinden biridir. Vatnajökull Buzulu’nun bir kolu olan Breiðamerkurjökull’un erimesiyle oluşmuştur.

Jökülsarlon Buzul Gölü
Başkent Reykjavík’in yaklaşık 380 km doğusunda, Ring Road (1 numaralı çevre yolu) üzerinde bulunur. Göl, 1930’lu yıllarda buzulun geri çekilmeye başlamasıyla oluşmuş ve o tarihten bu yana sürekli büyümüştür. Derinliği: Yaklaşık 248 metre ile İzlanda’nın en derin göllerinden biridir. Deniz bağlantısı, dar bir kanal aracılığıyla Atlas Okyanusu’na bağlanır. Bu nedenle gelgitler göldeki buzdağlarının hareketini etkiler.
Jökulsárlón’un en dikkat çekici özelliği, gölde yüzen dev buzdağlarıdır. Bu buz kütleleri buzuldan koparak göle düşer ve zamanla denize doğru sürüklenir. Buzların renkleri beyazdan parlak maviye, hatta içlerindeki volkanik kül nedeniyle siyah çizgili tonlara kadar değişebilir.
4.4. Ice Diamond Beach
Jökulsarlon Buzul Gölü’nün hemen karşısında yer alan Diamond Beach, siyah volkanik kumların üzerine vuran şeffaf buz parçalarıyla ünlüdür. Güneş ışığında elmas gibi parlayan bu buzlar, plajın adını almasını sağlamıştır.

Ice Diamond Beach
Burada yaz aylarında amfibik araçlar veya zodyak botlarla buzdağlarının arasına düzenlenen turlar yapılır. Pplaj fotoğrafçılık konusunda gün doğumu ve gün batımında özellikle etkileyici görüntüler sunar. Gölde sıkça foklar görülebilir. Ayrıca çok sayıda deniz kuşu da bölgede yaşar. Yakındaki buzulların içinde oluşan doğal mavi buz mağaralarına kışın rehberli tur gezileri düzenlenir.
Jökulsarlon’un eşsiz manzarası birçok film yapımda kullanılmıştır. James Bond A View to a Kill (1985) ve yine James Bond; Die Another Day (2002), Lara Croft; Tomb Raider (2001), Batman Begins (2005) bu film yapımlarından bazılarıdır.
Jökulsarlon, İzlanda’nın en çok fotoğraflanan yerlerinden biridir. Buzulların sürekli değişen yapısı nedeniyle gölün görünümü de mevsimden mevsime, hatta günden güne farklılık gösterebilir. Bu da her ziyareti benzersiz bir deneyime dönüştürür.
4.5. Höfn
Höfn, İzlanda’nın güneydoğusunda, Vatnajökull Buzulu yakınında bulunan küçük bir liman kasabasıdır. Nüfusu yaklaşık 2.000–2.500 civarındadır ve Hornafjörour belediyesinin idari merkezidir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Höfn
Bu kasaba Vatnajökull Milli Parkı’na açılan önemli kapılardan biridir. Yakın çevresinde buzul lagünleri, siyah kumlu kıyılar ve etkileyici dağ manzaraları bulunur.
Deniz ürünleri yününden Höfn özellikle Norveç ıstakozu (langoustine) ile tanınır. Her yıl düzenlenen Langoustine Festivali, kasabanın önemli etkinliklerinden biridir.
İzlanda 1 numaralı çevre yolu (Ring Road) üzerinde bulunduğu için İzlanda’yı otomobille gezenlerin sık uğradığı bir duraktır. Bölgede yürüyüş, buzul turları, buz mağarası gezileri ve fotoğrafçılık oldukça popülerdir.
İzlanda’nın iç kesimlerine göre daha ılıman bir iklime sahiptir. Ancak bu iklim rüzgârlı ve değişken bir iklimdir. Yazlar serin, kışlar ise soğuk ama kıyı etkisi nedeniyle aşırı sert değildir.
Höfn, hem doğa tutkunları hem de buzul manzaralarını görmek isteyen gezginler için İzlanda’nın en önemli duraklarından biri olarak kabul edilir.
4.6. Berufjörour Fiyordu
Berufjörður, İzlanda’nın doğu kıyısında, Djúpivogur ile Breiðdalsvík arasında uzanan uzun ve dar bir fiyorttur. İzlanda’nın doğu Fiyortları’nın (Eastfjords) en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Fiyort bölgesi, Doğu İzlanda’nın en huzurlu bölgelerinden biridir. Burayı özel kılan yalnızca fiyordun kendisi değil, yol boyunca değişen ışık, deniz ve dağ manzaralarının oluşturduğu etkileyici atmosferdir. Burası özellikle fotoğrafçılar ve doğa severler için keyifli bir rota sunar.

İzlanda Gezilecek Yerler, Berufjörour Fiyordu
Yaklaşık 20 km uzunluğundadır. Ring Road (1 numaralı çevre yolu), fiyordun kıyısını takip ederek ilerler. Bu nedenle araçla seyahat edenler için manzara oldukça etkileyicidir. Bir tarafında yüksek ve dik dağlar, diğer tarafında deniz bulunur. Hava durumuna bağlı olarak dağ zirveleri sık sık sisle kaplanır.
Berufjörður çevresi zengin bir yaban hayatına sahiptir. Deniz kuşları (martılar, sumrular ve diğer kıyı kuşları), yaz aylarında puffin (deniz papağanı) bu fiyortta görülebilecek başlıca canlılardır. Kıyıdan zaman zaman foklar da görülebilir. Şanslı günlerde ise fiyortta balinalara da rastlanır.
Fiyort çevresi, İzlanda’nın ilk yerleşim dönemlerinden beri balıkçılık ve çiftçilik için kullanılmıştır. Bölgedeki küçük çiftlikler günümüzde de faaliyet göstermektedir.
Djúpivogur kasabası, Eggin í Gleðivík sanat yerleştirmesi, Sveinsstekksfoss Şelalesi, Fiyord çevresindeki yol üzerinde bulunan manzara seyir noktaları, yaz aylarında Papey Adası Fiyordun yakın çevresinde gezip görülecek başlıca yerler.
4.7. Djúpivogur
Djúpivogur, İzlanda’nın doğu kıyısında yer alan küçük bir balıkçı köyü/kasabasıdır. Nüfusu yaklaşık 500 kişidir. Burası sakin atmosferi, doğal güzellikleri ve sanatsal çalışmalarıyla tanınır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Djupivogur
İzlanda 1 numaralı çevre yolu (Ring Road) üzerinde ve Berufjörour fiyordunun kıyısında yer alır. Bu köy, Höfn ile Egilsstaoir arasında seyahat edenlerin sıkça uğradığı noktalardan biridir.
Köy/Kasaba, Bulandstindur adlı piramit biçimli dağıyla ünlüdür. Çevrede fiyortlar, lav alanları ve zengin kuş yaşamı bulunur. Kıyı açıklarındaki Papey Adası, İzlanda’nın en eski yerleşimlerinden biri olarak kabul edilir. Bu adaya yaz aylarında tekne turlarıyla ulaşılabilir. Papey özellikle puffin (deniz papağanı) kolonileriyle tanınır.
Bu yerleşim yeri Liman yakınındaki Eggin í Gleðivík (Mutluluk Koyu’ndaki Yumurtalar) adlı enstalasyon(yerleştirme sanatı) ile ön plana çıkar. Bu açık hava sanat enstalasyonu, bölgedeki 34 yerel kuş türünün yumurtalarını granitten yapılmış heykellerle temsil eder ve kasabanın simgelerindendir. Yumurta, yeni yaşamı ve doğayı simgelediği için eserde ana tema olarak seçilmiştir.

Djupivogur Yumurta Heykelleri
Yumurtalar gerçek boyutlarından çok daha büyük yapılmıştır, ancak her birinin şekli ve görünümü temsil ettiği kuş türüne göre modellenmiştir. Bu eser, İzlandalı sanatçı Sigurður Guðmundsson tarafından tasarlanmış ve 2009 yılında tamamlanmıştır. Granit taşları Çin’de işlenmiş, ardından Djúpivogur’a getirilerek yerleştirilmiştir.
Djupivogur, İtalyan kökenli Cittaslow (sakin şehir) hareketine katılan ilk İzlanda yerleşimidir. Bu yaklaşım, yaşam kalitesini, yerel kültürü ve çevreyi korumayı ön plana çıkarır. Eggin í Gleðivík de Djúpivogur’un Cittaslow (Sakin Şehir) kimliğiyle de uyumludur; doğayı, yerel yaşamı ve sanatı bir araya getirir.
Bu kasabada balıkçılık ve turizm ekonominin ana motoru ve başlıca gelir kaynaklarıdır. Yaz aylarında kruvaziyer gemileri de kasabaya uğrayabilir. Djupivogur, büyük turistik merkezlere kıyasla daha sakin bir deneyim sunar. Fiyort manzaraları, kuş gözlemciliği, kısa doğa yürüyüşleri ve yerel sanatla ilgilenen ziyaretçiler için keyifli bir duraktır.
4.8. Sveinsstekksfoss Şelalesi
Sveinsstekksfoss, İzlanda’nın doğu kesiminde, Djúpivogur yakınlarında Djúpivogur’a yaklaşık 15–20 km mesafededir. Ana yoldan kısa bir sapmayla ulaşılabilir. Bu şelale küçük ama etkileyici bir şelaledir. Ring Road (1 numaralı çevre yolu) üzerinde seyahat edenlerin kısa bir mola vererek ziyaret edebileceği doğal noktalardan biridir.
Şelale, bazalt kayalıkların üzerinden birkaç kademede dökülür. Çok yüksek olmamasına rağmen çevresindeki yemyeşil yamaçlar ve kayalıklarla birlikte oldukça fotojenik bir manzara sunar. Kalabalık turistik şelalelere kıyasla daha sakin bir atmosfere sahip olduğundan, doğayla baş başa kısa bir mola vermek isteyenler için keyifli bir duraktır.
Otoparktan sonra şelaleye birkaç dakikalık kısa bir yürüyüşle ulaşılır. Yol genel olarak kolaydır ve özel bir yürüyüş ekipmanı gerektirmez. Ziyaret süresi olarak yaklaşık 15–30 dakika ayırmak çoğu ziyaretçi için yeterlidir. Fotoğrafçılık yönünden sabah ve akşam saatlerinde ışık koşulları genellikle daha elverişlidir. Yağışlı dönemlerde su debisi artar ve şelale daha etkileyici görünür.
4.9.Fardagafoss Şelalesi
Fardagafoss, İzlanda’nın doğusundaki Egilsstaðir kasabasının hemen dışında bulunan, kolay ulaşılabilen ve doğal güzelliğiyle öne çıkan bir şelaledir. İzlanda’nın Doğu Fiyortları’nı gezenlerin sıkça ziyaret ettiği duraklardan biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Fardagafoss Şelalesi
Bu şelale Fagradalsá Nehri üzerinde yer alır ve Egilsstaðir merkezine yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Yaklaşık 20 metre yükseklikten kayalık bir uçurumdan dökülür. Debisi özellikle ilkbahar ve yaz aylarında eriyen kar sularıyla artar. Şelaleye ulaşmak için otoparktan başlayan kısa bir yürüyüşle yapılır. Bu gidiş yürüyüşü yaklaşık 20–30 dakika sürer. Yürüyüş patikası genel olarak kolaydır ancak bazı bölümler taşlı ve hafif eğimlidir. Rahat bir yürüyüş ayakkabısı tavsiye ediliyor.
Fardagafoss’un en ilgi çekici özelliklerinden biri, uygun hava ve zemin koşullarında şelalenin arkasından yürünebilmesidir. Kayalar ıslak ve kaygan olabileceğinden dikkatli olmak gerekir. Bu nokta, farklı açıdan fotoğraf çekmek isteyenler için oldukça popülerdir.
Bu şelalenin bir de yerel efsanesi vardır. İzlanda folklorunda Fardagafoss’un, huldufólk adı verilen “gizli insanlar”ın (İzlanda halk inanışındaki görünmeyen varlıklar) yaşadığı yerlerden biri olduğuna dair anlatılar bulunur. Bu hikâyeler bilimsel bir gerçeklik değil, bölgenin kültürel mirasının ve sözlü geleneğinin bir parçasıdır.
4.10 Egilsstaoir
Egilsstaðir, İzlanda’nın doğusunda yer alan en büyük yerleşim merkezidir. Yaklaşık 2.500–3.000 nüfusuyla bölgenin ticaret, ulaşım ve hizmet merkezi olarak öne çıkar.

İzlanda Gezilecek Yerler, Egilsstaoir
Nehir benzeri bir göl olan Lagarfljót adlı uzun gölün kıyısında yer alır. Başkent Reykjavík’e kara yoluyla yaklaşık 640 km uzaklıktadır. Egilsstaðir Havalimanı sayesinde başkent Reykjavík’e düzenli iç hat uçuşları bulunur. Ayrıca Doğu Fiyortları’na giden yolların kavşak noktasıdır.
Egilsstaoir’in bulunduğu bölge şelaleler, dağlar, lav alanları ve geniş ormanlık bölgeleriyle tanınır. İzlanda’da doğal ormanların en yoğun olduğu alanlardan biri olan Hallormsstaðaskógur Ormanı yakındadır.
Yaklaşık 128 metre yüksekliğiyle İzlanda’nın en yüksek şelalelerinden biri olan Hengifoss Şelalesi, Altıgen bazalt sütunlarıyla çevrili Litlanesfoss Şelalesi, Lagarfljót Gölü üzerinde yer alan ve modern bir jeotermal kaplıca olan Vök Baths, Egilsstaðir’e yaklaşık 30 km uzaklıktaki, renkli evleri ve sanat kültürüyle ünlü bir fiyort kasabası olan Seyðisfjörður bu bölgeye yakın mesafede gezip görmeye değer başlıca yerler.
Bu bölge İzlanda’nın birçok kıyı bölgesine göre yazları biraz daha sıcak, kışları ise daha soğuk geçtiği söyleniyor. Yaz aylarında sıcaklık genellikle 10–15 °C, kışın ise sıklıkla 0 °C’nin altına indiği söyleniyor. Egilsstaðir, özellikle Doğu İzlanda’yı keşfetmek isteyenler için iyi bir üs niteliğindedir. Doğa yürüyüşleri, kuş gözlemciliği, jeotermal banyolar ve fiyort gezileri için elverişli bir başlangıç noktasıdır.
5. Kuzey ve kuzeydoğu İzlanda Gezilecek Yerler
İzlanda’nın kuzey ve kuzeydoğu bölgesi; volkanik araziler, dev şelaleler, jeotermal alanlar, balina gözlem noktaları ve sakin kasabalarıyla ülkenin en etkileyici bölgelerinden biridir. Kuzey bölgesi, daha az turistik olmakla birlikte jeotermal ve volkanik açıdan son derece zengindir. Bu bölgeyi gezmek için ayrılacak birkaç gün bölgenin ruhunu anlamaya yetebilir.
5.1 Dettifoss Şelalesi
Dettifoss, İzlanda’nın kuzeydoğusunda bulunan ve debisi bakımından Avrupa’nın en güçlü şelalelerinden biri olarak kabul edilir. Bu etkileyici bir doğa harikasıdır. Vatnajökull Millî Parkı sınırları içerisinde ve Jökulsá á Fjöllum Nehri üzerinde yer almaktadır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Dettifoss Şelalesi
Yüksekliği yaklaşık 44 metre olan şelalenin genişliğinin de yaklaşık 100 metre olduğu biliniyor. Bu şelalenin debisini oluşturan su miktarı buzulların eridiği yaz aylarında belirgin bir şekilde artar. Buzul kaynaklı gri ve tortulu sular büyük bir gürültüyle aşağı dökülür. Bu güçlü akış, şelaleye oldukça dramatik bir görünüm kazandırır.
Dettifoss’u iki taraftan ziyaret etmek mümkündür. Batı yakası (Yol 862), yolun büyük bölümü asfalt olup ulaşımı daha kolaydır. En popüler seyir noktaları buradadır. Doğu yakası (Yol 864), daha doğal ve şelaleye daha yakın bir deneyim sunar. Yol koşulları mevsime göre değişebilir.
Dettifoss’un yaklaşık 1 km yukarısında yer alan geniş ve zarif bir şelale olan Selfoss Şelalesi, yine Dettifoss’un yaklaşık 2 km aşağısında derin bir kanyon içinde bulunan Hafragilsfoss Şelalesi, Dettifoss’un 33 km kuzeyindeki Asbyrgi Kanyonu da bu bölgede gezip görmeye değer yerler arasında.
Asbyrgi Kanyonu, at nalına benzeyen şekliyle ön plana çıkıyor. İskandinav mitolojisinde bu at nalı benzerliğinin Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir’in ayak izi olduğuna inanılır. Ayrıca bu dev kanyonda kolay yürüyüş parkurları ve huzurlu ormanlık alanlar bulunmaktadır.
5.2. Myvatn Gölü Bölgesi
İzlanda’nın kuzeyindeki en popüler destinasyonlarından biri olan Myvatn ve çevresi, volkanik oluşumlar ve zengin kuş çeşitliliğiyle tanınır. Özellikle çevresindeki volkanik yapılar ve zengin doğal yaşamıyla ünlü bir göldür. Adı İzlandaca’da “Sinek Gölü” anlamına gelir. Yaz aylarında görülen çok sayıdaki küçük sinekten dolayı bu isim verilmiştir. Genellikle insanları ısırmaz.

İzlanda Gezilecek Yerler, Myvatn Gölü
Göl yaklaşık 2.300 yıl önce meydana gelen büyük volkanik patlamalar sonucu oluşmuştur. Çevresinde lav oluşumları ve lav tarlaları, volkanik kraterler ve buhar çıkan jeotermal alanlar bulunur. Özellikle psödokraterler (yalancı kraterler) bu bölgede yaygındır.
Ayrıca bu göl zengin biyolojik çeşitliliği ile de dikkatleri üzerine çeker. Bu kapsamda kuş gözlemciliği oldukça yaygındır. Myvatn, Avrupa’nın en önemli ördek yaşam alanlarından biridir. Burası çok sayıda su kuşu türüne ev sahipliği yapar.
Mývatn, İzlanda’nın Diamond Circle (Elmas Çemberi) adı verilen popüler turistik rotasının önemli duraklarından biridir ve Dettifoss Şelalesi ile Ásbyrgi Kanyonu gibi doğal güzelliklere de görece yakındır.
Mývatn bölgesinin en etkileyici doğal alanları; Krafla volkanik sistemi, Leirhnjúkur Lav Alanı, Hverir jeotermal sahası, Mývatn Doğa Banyoları, Grjótagjá Lav Mağarası, Hverfjall Krateri, Dimmuborgir ve Skútustaðagígar’dır. Bu noktaların tamamı birbirine yaklaşık 10 ile 20 dakikalık sürüş mesafesindedir. Aynı gün içinde rahatlıkla ziyaret edilebilir.
5.2.1 Krafla Volkanı
Bu volkan, Myvatn Gölü’nün yaklaşık 10 km kuzeydoğusunda yer alır. Krafla, İzlanda’nın jeolojik açıdan en etkileyici bölgelerinden biridir. Volkanlar, lav alanları ile jeotermal faaliyetleri bir arada görmek isteyenler için Myvatn Gölü çevresindeki en önemli duraklardandır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Krafla Volkanı
Krafla aynı zamanda İzlanda’nın en aktif volkanik sistemlerinden biridir. Tek bir dağdan ziyade, yaklaşık 90 km uzunluğunda bir volkanik çatlak sistemi, kaldera ve çok sayıda kraterden oluşan geniş bir volkanik bölgedir. Bu alan, Vatnajökull Millî Parkı sınırlarının hemen batısında yer alır.
Volkanın kaldera çapı yaklaşık 10 km’dir. Kaldera ve çatlak (fissür) volkan türü olan bu volkanik bölgenin en yüksek noktası ise yaklaşık 818 metredir.
Krafla, özellikle 1975–1984 yılları arasında yaşanan ve “Krafla Fires” (Krafla Yangınları) olarak bilinen volkanik olaylar dizisiyle tanınır. Bu dönemde; çok sayıda deprem meydana geldi, yerin yüzeyinde uzun çatlaklar oluştu, lav püskürmeleri yaşandı, bölgenin yer şekilleri önemli ölçüde değişti. Bu olaylar, modern çağda en ayrıntılı biçimde incelenen volkanik süreçlerden biri olarak kabul edilir.
Krafla, İzlanda’nın jeotermal enerji üretim merkezlerinden biridir. Bölgedeki Krafla Jeotermal Santrali, yer altındaki sıcak su ve buharı kullanarak elektrik üretir ve ülkenin yenilenebilir enerji altyapısında önemli bir rol oynar.
Bölge yıl boyunca ziyaret edilebilir, ancak hava koşulları hızla değişebilir. Rüzgâr geçirmeyen kıyafetler ve sağlam yürüyüş ayakkabıları önerilir. İşaretlenmiş patikalardan ayrılmamak önemlidir; bazı alanlarda zemin yüksek sıcaklık nedeniyle tehlikeli olabilir.
5.2.1a. Viti Krateri
Krafla’nın en çok ziyaret edilen noktası Viti Krateridir. Yaklaşık 300 metre çapındadır. İçinde turkuaz renkli bir krater gölü bulunur. “Viti” İzlandacada “cehennem” anlamına gelir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Viti Krateri
Bu ad, geçmişte insanların volkanik patlamaları yeraltı dünyasıyla ilişkilendirmesinden kaynaklanır. Kraterin çevresinde kısa bir yürüyüş yaparak farklı açılardan manzarayı izlemek mümkündür.
5.2.1b. Leirhnjúkur Lav Alanı
Krafla’nın bir diğer önemli bölgesi Leirhnjúkur‘dur. Burada ziyaretçiler; aktif lav akıntıları, buhar bacaları, çatlamış lav yüzeyleri, sıcak zeminler arasında ahşap yürüyüş yollarını takip ederek dolaşabilirler.

Leirhnjúkur Lav Alanı
Bazı lavlar jeolojik açıdan yalnızca birkaç on yıllık olduğu söyleniyor. Bu nedenle bölge, volkanik faaliyetlerin doğrudan görülebileceği nadir yerlerden biridir.
5.2.2. Hverir/Namafjall Jeotermal Alanı
Hverir veya diğer bir adıyla Hverir/Námafjall Jeotermal Alanı, Ring Road (1 numaralı çevre yolu) üzerinde yer alır. Mývatn Gölü’nün de 5 km doğusundadır. Bu ilginç alan, ülkenin en etkileyici jeotermal bölgelerinden biridir. Sürekli yükselen buharlar, kaynayan çamur havuzları ve kükürt kokusuyla adeta başka bir gezegendeymiş hissi verir. Çamur kazanları, buhar bacaları ve kükürt kokusu en dikkat çekici unsurlardır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Hverir jeotermal Alanı
Burada Jeotermal faaliyetler kapsamında yer altındaki magmanın ısıttığı su ve gazlar, yüzeye çıkarak buhar bacaları (fumaroller), çamur kazanları ve renkli mineral birikintileri oluşturur. Bunun sonucunda sarı, turuncu, kırmızı ve gri tonlarındaki mineraller, siyah volkanik zeminle kontrast oluşturarak eşsiz bir görünüm sunar.
Sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü, alçak güneş ışığı buhar bulutları ve renkli mineralleri daha belirgin hâle getirir. Yağışlı havalarda yükselen buhar daha yoğun olduğu için manzara daha dramatik görünebilir.
Ahşap yürüyüş yolları ve belirlenmiş patikalar sayesinde alan güvenli şekilde gezilebilir. Çamur havuzlarının sıcaklığı kaynama noktasına ulaşabildiğinden, işaretlenmiş yolların dışına çıkmamak çok önemlidir.
Bölgeye özgü yoğun kükürt (çürük yumurta) kokusu ilk başta rahatsız edici gelebilir; bu koku, yer altından çıkan hidrojen sülfür gazından kaynaklanır.
Hverir, bulunduğu Krafla volkanik sistemi nedeniyle jeolojik açıdan oldukça aktif bir bölgedir. Yüzey sürekli değişir; yeni buhar çıkışları oluşabilir, bazı çamur havuzları büyüyebilir veya zamanla etkinliğini yitirebilir. Bu nedenle her ziyaret biraz farklı bir deneyim sunabilir.
5.2.3. Mývatn Doğa Banyoları
Mývatn Nature Baths, Mývatn Gölü’nün kuzeydoğusunda bulunan jeotermal bir kaplıca tesisidir. Sıklıkla “Kuzeyin Mavi Lagünü” olarak anılır, ancak genellikle Blue Lagoon’a göre daha sakin ve daha az kalabalıktır. Buradaki jeotermal sıcak su havuzları, bölgenin popüler dinlenme noktalarındandır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Mývatn Doğa Banyoları
Açılışı 2004 yılında yapılan kaplıcanın su sıcaklığı, yaklaşık 36–40 °C’dir. Silika ve çeşitli mineraller bakımından zengindir. Suyun doğal olarak mavi-beyaz görünümü, içerdiği minerallerden kaynaklanır.
Kaplıcada geniş açık hava jeotermal havuzları, doğal jeotermal buharla ısınan buhar banyoları, kafe ve restoran, soyunma odaları, duşlar ve dolaplar mevcuttur.
Kuzey İzlanda’nın volkanik manzaraları eşliğinde dinlenme imkânı sunar. Özellikle yaz aylarında ve yoğun sezonlarda önceden rezervasyon yaptırmak tavsiye edilir.
Havuza girmeden önce duş alınması zorunludur; bu, İzlanda’daki tüm jeotermal havuzlarda uygulanan standart hijyen kuralıdır. Yanınıza mayo ve havlu getirebilir veya tesisten kiralayabilirsiniz.
5.2.4. Grjótagjá Lav Mağarası
Mývatn Gölü’nün kuzeydoğusunda yer alan küçük ama çok etkileyici bir lav mağarasıdır. İçinde bulunan berrak, jeotermal sıcak su havuzuyla ünlüdür. Mývatn bölgesinin en popüler duraklarından biridir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Grjótagjá Lav Mağarası
Grjótagjá, geçmişte gerçekleşen volkanik faaliyetler sırasında akan lavların oluşturduğu bir lav tüpüdür. Mağaranın tabanında, yer altından gelen jeotermal suların doldurduğu doğal bir havuz bulunur.
Eskiden mağaradaki su sıcaklığı yüzmek için uygundu ve bölge halkı tarafından doğal kaplıca olarak kullanılıyordu. Ancak 1975–1984 yılları arasında Krafla volkanik sistemindeki yoğun volkanik faaliyet nedeniyle su sıcaklığı önemli ölçüde yükseldi ve bazı dönemlerde 50 °C’nin üzerine çıktı.
Daha sonra sıcaklık yeniden düştü ve günümüzde genellikle 40–45 °C civarında değişir. Sıcaklık zaman içinde doğal olarak dalgalanabiliyor. Bu nedenle mağarada yüzmek yasaktır. Bunun nedeni hem güvenlik hem de hassas doğal çevrenin korunmasıdır.
Grjótagjá, özellikle Game of Thrones dizisinin üçüncü sezonunda Jon Snow ile Ygritte’nin mağara sahnesinin çekildiği yer olarak uluslararası ün kazandı. Bu sayede ziyaretçi sayısı önemli ölçüde arttı.
Girişte dar bir açıklıktan içeri inilerek mağaraya girilir. İçeride kristal berraklığında, mavi tonlarında sıcak su ve etkileyici kaya oluşumları görülebilir. Mağara küçük olduğundan, yoğun saatlerde biraz sıkıntı olabilir.
5.2.5. Hverfjall Krateri
Hverfjall (Hverfell) Krateri, Mývatn Gölü doğusunda bulunmaktadır. Bu krater Dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş volkanik kraterlerinden biridir. Deniz seviyesinden yaklaşık 420 metre yükseklikte olan kraterin çapı, yaklaşık 1 kilometredir.

İzlanda Gezilecek Yerler, Hverjall Krateri
Derinliği yaklaşık 140 metre olan krater, yaklaşık 2.500 yıl önce meydana gelen büyük bir patlayıcı volkanik püskürme sonucunda oluşmuştur. Bir tefra (kül) konisi olduğu için krater, gevşek volkanik kül ve cüruf tabakalarından meydana gelir.
Kraterin zirvesine iki ana yürüyüş rotası vardır. Aynı zamanda En popüler rota olan Dimmuborgir tarafından başlayan patika ile daha kısa olan Otoparktan çıkan yoldur. Zirveye yürüyüş genellikle 20–30 dakika sürer. Kraterin çevresini tamamen dolaşmak ise yaklaşık 3–4 kilometrelik bir parkurdur ve ortalama 1–1,5 saat sürer.
Hverfjall kenarından; Mývatn Gölü, Dimmuborgir lav alanı, Krafla volkanik sistemi, Hverir jeotermal alanı, çevredeki lav ovaları ve volkanik araziler görülmektedir. Zirvesinde açık havalarda panoramik manzara oldukça etkileyicidir.
Kraterin yamaçları erozyona karşı hassastır. Bu nedenle yalnızca işaretlenmiş patikaların kullanılması istenir. Rüzgâr zirvede çok kuvvetli olabileceğinden sağlam ayakkabı ve rüzgâr geçirmeyen giysiler önerilir.
Hverfjall’ın neredeyse kusursuz dairesel şekli, onu İzlanda’nın en kolay tanınan volkanik oluşumlarından biri yapar. Jeologlar için de önemli bir araştırma alanıdır. Çünkü krater, patlayıcı volkanik faaliyetlerin nasıl gerçekleştiğine dair iyi korunmuş örneklerden biridir.
5.2.6. Dimmuborgir
Mývatn Gölü’nün doğu kıyısında bulunan, sıra dışı lav oluşumlarıyla ünlü bir doğa alanıdır. İsmi İzlandacada “Karanlık Kaleler” veya “Karanlık Şatolar” anlamına gelir; bunun nedeni, lav sütunları ve kaya oluşumlarının kale kalıntılarını andıran görünümüdür.

İzlanda Gezilecek Yerler, Dimmuborgir
Yaklaşık 2.300 yıl önce meydana gelen bir volkanik patlama sırasında burada geniş bir lav gölü oluştu. Lavın üst kısmı soğuyup sertleşirken altındaki erimiş lav akmaya devam etti. Lav boşaldığında geriye mağaralar, kemerler, sütunlar ve kule benzeri kaya oluşumları kaldı.
Burada doğal lav kemerleri ve mağaralar, yüksek lav sütunları, kolaydan orta zorluğa kadar farklı uzunluklarda yürüyüş parkurları, fotoğrafçılık için etkileyici volkanik manzaralar mevcut.
Dimmuborgir, İzlanda folklorunda önemli bir yere sahiptir. Rivayetlere göre burası; trollerin ve diğer doğaüstü varlıkların yaşadığı yerlerden biridir. Noel döneminde çocuklara hediyeler veya şakalar yapan 13 İzlanda Noel Cücesi (Yule Lads) ile de ilişkilendirilir. Efsaneye göre Noel Cüceleri’nin annesi Grýla ve ailesi bu bölgede yaşar.
5.2.7. Skútustaðagígar
Skútustaðagígar, Mývatn Gölü’nün güney kıyısında bulunan, sıra dışı volkanik oluşumlarıyla tanınan bir krater grubudur. İlginç olan, bunların aslında gerçek volkanik kraterler değil, yalancı kraterler (pseudocraters) olmasıdır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Skútustaðagígar
Yaklaşık 2.300 yıl önce, Lúdentsborgir–Þrengslaborgir bölgesinden gelen sıcak lav akıntıları göl ve bataklık alanlarının üzerine yayıldı. Lav, suyla temas ettiğinde su hızla buhara dönüştü. Oluşan güçlü buhar patlamaları toprağı ve lavı yukarı fırlatarak krater benzeri çukurlar meydana getirdi. Bu nedenle bu oluşumların altında bir volkan bacası bulunmaz; onları gerçek kraterlerden ayıran temel özellik budur.
Bu alanda çimlerle kaplı simetrik kraterler, Mývatn Gölü ve çevresindeki volkanik manzaranın geniş panoramik görüntüsü, çok sayıda ördek türü ve diğer su kuşları görülebilir. İlkbahar ve yaz aylarında kuş gözlemcileri için burası önemli bir duraktır. Yaz aylarında yemyeşil manzara ve kuş çeşitliliği öne çıkar. Sonbaharda ise bölgenin renkleri oldukça etkileyicidir.
Skútustaðagígar, volkanik süreçlerin suyla etkileşimi sonucu oluşmuş nadir jeolojik yapılardan biri olarak kabul edilir. Mývatn bölgesini ziyaret edenlerin en sık uğradığı doğal alanlar arasındadır.
5.3. Godafoss Şelalesi
Godafoss, İzlanda’nın kuzeyinde etkileyici bir doğa harikasıdır. İsmi İzlandacada “Tanrıların Şelalesi” anlamına gelir ve hem doğal güzelliği hem de tarihi önemiyle dikkat çeker.

İzlanda Gezilecek Yerler, Godafoss Şelalesi
Kuzey İzlanda’nın en büyük şehri olana Akureyri ile Mývatn Gölü arasında, Ring Road (1 No’lu Çevre Yolu) üzerinde yer alır. Yüksekliği yaklaşık 12 metre, genişliği ise aklaşık 30 metre’dir.
Şelale, at nalını andıran geniş kavisli yapısıyla tanınır. Güçlü su akışı ve bazalt kayalıklarla çevrili manzarası, burayı İzlanda’nın en çok fotoğraflanan noktalarından biri yapar.
Godafoss’un adı, İzlanda tarihindeki önemli bir olaya dayanır. MS 1000 yılı civarında, İzlanda’da Hristiyanlığın resmî din olarak kabul edilmesinin ardından, rivayete göre dönemin yasa sözcüsü Þorgeir Ljósvetningagoði, eski İskandinav tanrılarını temsil eden putlarını bu şelaleye atmıştır. Bu nedenle şelale “Tanrıların Şelalesi” adını almıştır.
Bu olayın ayrıntıları tarihçiler arasında tartışılsa da, Godafoss İzlanda’nın Hristiyanlaşmasının sembollerinden biri olarak kabul edilir.
Şelalenin hem doğu hem de batı yakasında seyir alanları bulunur. Doğu yakası, otoparka daha yakın olup şelalenin tamamını geniş açıyla görme imkânı sunar. Batı yakası, suya daha yakın patikalar sayesinde farklı perspektiflerden fotoğraf çekilebilir. İki taraf arasında araçla kısa sürede geçiş yapılabilir.
Yazın yeşil doğa, güçlü su akışı ve uzun gün ışığı sayesinde yürüyüş ve fotoğrafçılık için idealdir. Kışın ise Donmuş kaya yüzeyleri, buz sarkıtları ve karla kaplı çevresiyle masalsı bir görünüm sunar. Uygun koşullarda gece Kuzey Işıkları da görülebilir.
5.4. Eyjafjörour Fiyortu
Eyjafjörður, İzlanda’nın kuzeyinde yer alan ve ülkenin en uzun fiyortlarından biri olan etkileyici bir deniz koludur. Yaklaşık 60 kilometre uzunluğundaki fiyort, yüksek dağlar, verimli vadiler ve küçük kıyı yerleşimleriyle çevrilidir. Bölgenin en büyük kenti Akureyri, fiyordun batı kıyısında yer alır.
Fiyort, kuzeyde Grönland Denizi’ne açılır. Genişliği yer yer 9–25 kilometre arasında değişir. Çevresindeki dağların bazıları 1.000 metrenin üzerine çıkar ve özellikle kış aylarında karla kaplı manzaralar oluşturur. Fiyordun suları, çevresindeki dağlardan gelen akarsular ve buzulların etkisiyle oldukça soğuktur.
Eyjafjörður aynı zamanda İzlanda’nın deniz yaşamı açısından en zengin bölgelerinden biridir. Yaz aylarında kambur balina, minke balinası, beyaz gagalı yunus ve zaman zaman mavi balina görülebilir. Deniz kuşları, martılar, fulmarlar ve kutup sumruları bölgede sık rastlanan türlerdir. Fiyort, balıkçılık açısından da önem taşır; morina, mezgit ve ringa balığı gibi türler burada avlanır.
Eyjafjörður çevresi, Viking yerleşimlerinin bulunduğu bölgelerden biridir. Batı yakasında; Laufás çim çatılı tarihî çiftlik evleri, Gásir Orta Çağ ticaret alanı ve başta kuzeyin en büyük kenti Akureyri olmak üzere bir çok balıkçı kasabası vardır.
Fiyort boyunca ilerlerken dağlar, şelaleler, küçük balıkçı kasabaları ve zengin deniz yaşamı bir arada görülebilir. Bu nedenle Fiyort’un çevresi İzlanda’yı keşfeden gezginlerin en çok ilgi gösterdiği rotalardan biri olarak kabul edilir.
5.5. Akureyri
Akureyri, İzlanda’nın kuzeyinde yer alır. Yaklaşık 19–20 bin nüfusuyla ülkenin en büyük yerleşimlerinden biridir. Eyjafjörður (Eyja Fiyordu) kıyısında bulunur. “Kuzeyin Başkenti” (Capital of North Iceland) olarak anılır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Akureyri
Akureyri, İzlanda’nın kuzeyini keşfetmek isteyen ziyaretçiler için önemli bir başlangıç noktasıdır. Doğal güzellikleri ile sakin atmosferiyle öne çıkar.
Subarktik iklime sahiptir. Kışlar soğuk ve karlı, yazlar ise serin geçer. Körfezin etkisi nedeniyle iç kesimlere göre daha ılıman olabilir. Ekonomik yönden balıkçılık, turizm, eğitim ve hizmet sektörü önemli gelir kaynaklarıdır.
Akureyri Kilisesi (Akureyrarkirkja), Akureyri Botanik Bahçesi (dünyanın en kuzeydeki botanik bahçelerinden biri), Liman bölgesi ve şehir merkezi, yakınındaki Gásir Orta Çağ Takas Pazarı ve Laufás Eski Çiftlik Evleri bu kentte gezip görülecek başlıca yerler.
5.5.1. Akureyrarkirkja Lüteriyen kilisesi
,İzlanda’nın kuzeyindeki Akureyri kentinin simgesi olan bu kilise şehir merkezine hâkim bir tepede yer alır. Modern İzlanda mimarisinin en tanınmış dini yapılarından biridir.

Lüteriyen Kilisesi Akureyrarkirkja
Kilise, ünlü İzlandalı devlet mimarı Guðjón Samúelsson tarafından tasarlanmıştır. İnşaatı 1940 yılında tamamlanmış ve aynı yıl ibadete açılmıştır. Samúelsson, aynı zamanda Reykjavík’teki ünlü Hallgrímskirkja kilisesinin de mimarıdır.
Yapı, İzlanda Ulusal Kilisesi’ne (Evangelical Lutheran Church of Iceland) bağlıdır. Betonarme malzemeyle inşa edilmiş olup, sade ama etkileyici modernist bir tasarıma sahiptir. Şehrin merkezinden uzun bir merdivenle ulaşılan yüksek konumu sayesinde Eyjafjörður fiyordu ve Akureyri’nin panoramik manzarasını sunar.
İç mekân, İskandinav tasarım anlayışına uygun olarak aydınlık ve sadedir. Büyük borulu orgu, konserler ve dini törenlerde kullanılır. Renkli vitray pencereler kilisenin dikkat çeken unsurlarındandır. Bu vitraylardan biri, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan kurtarılan tarihi bir eser olarak bilinir.
Kilise, Akureyri’yi gezen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biridir. Akureyrarkirkja, hem dini hem de mimari açıdan İzlanda’nın önemli yapılarından biridir. Akureyri’nin siluetini belirleyen en tanınmış simgelerdendir.
5.1.2. Akureyri Botanik Bahçesi
Lystigarður Akureyrar, dünyanın en kuzeydeki botanik bahçelerinden biri olarak kabul edilir. Sert iklim koşullarına rağmen zengin bitki çeşitliliğiyle tanınır. Bu kapsamda önemli bir yeşil alandır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Akureyri Botanik Bahçesi
Bahçe 1912 yılında kurulmuştur. Başlangıçta Akureyri halkı için bir dinlenme ve rekreasyon alanı olarak tasarlanmıştır. Zamanla botanik araştırmaları ve bitki koleksiyonlarıyla geliştirilmiştir. Günümüzde hem bilimsel hem de turistik açıdan önemli bir merkezdir.
Bahçede: Yaklaşık 430–500 yerli İzlanda bitki türü bulunur. Ayrıca dünyanın farklı bölgelerinden getirilen 7.000’in üzerinde bitki türü ve kültivarı yetiştirilmektedir. Kısa yaz mevsimine rağmen çok sayıda çok yıllıklı çiçek, ağaç ve çalı başarılı şekilde yetiştirilmektedir.
Burası İzlanda’nın doğal bitki örtüsünü yakından tanıma fırsatı sunar. Yaz aylarında rengârenk çiçeklerle kaplanır ve fotoğrafçılar için popüler bir mekândır. Bahçede yürüyüş yolları, oturma alanları ve bitkiler hakkında bilgi veren tabelalar bulunur. Kuş gözlemciliği için de uygun bir ortam sunar.
Akureyri Botanik Bahçesi, Kuzey Kutup Dairesi’ne yakın bir bölgede binlerce bitki türünün yetiştirilebildiğini göstermesi bakımından önemlidir. Uzun yaz günleri ve özenli bakım sayesinde, sert iklime rağmen beklenenden çok daha zengin bir bitki çeşitliliği sunar. Akureyri’nin en sevilen doğal alanlarından biri olarak da öne çıkar.
5.1.3. Gásir Orta Çağ Takas Pazarı
Gásir Medieval Trading Place, Akureyri’nin yaklaşık 11 kilometre kuzeyindedir. Eyjafjörður fiyordu kıyısında bulunan önemli bir tarihî ticaret alanıdır. Orta Çağ’da İzlanda’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak kabul edilirdi.
Günümüzde Gásir’de kalıcı tarihî binalar bulunmaz. Alan, bilgi panoları ve yürüyüş yollarıyla düzenlenmiş bir arkeolojik sit alanıdır. Yaz aylarında zaman zaman Orta Çağ festivali düzenlenir. Bu etkinliklerde döneme uygun kıyafetler giyen canlandırmacılar, geleneksel el sanatları, ticaret yöntemleri, yemekler ve günlük yaşam ziyaretçilere tanıtır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Gasir
Gásir’in 12. yüzyıldan itibaren faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Özellikle 13. ve 14. yüzyıllarda en hareketli dönemini yaşamıştır. İzlandalı çiftçiler ve tüccarlar burada Norveç, İngiltere ve diğer Kuzey Avrupa ülkelerinden gelen gemilerle ticaret yapardı. Limanın zamanla alüvyonla dolması ve ticaret merkezlerinin başka bölgelere kayması nedeniyle önemini yitirmiştir.
Gásir’de dönemin yaygın ticaret ürünleri arasında; başta özellikle morina olmak üzere kurutulmuş balık, yün ve yünlü kumaşlar, hayvan derileri, tereyağı ve diğer tarım ürünleri yer alıyordu.
Yine eski dönemlerde bunlara karşılık İzlanda’ya, tahıl, kereste, demir ve metal aletler, tuz, lüks tüketim malları getiriliyordu. Ticaretin büyük bölümü para yerine mal takası yoluyla gerçekleşirdi, ancak bazı işlemlerde gümüş gibi değerli metaller de kullanılırdı.
Burada yapılan kazılarda; ticaret tezgâhlarının kalıntıları, depo yapıları, ithal seramikler, metal eşyalar, cam parçaları ve çeşitli günlük kullanım nesneleri bulunmuştur. Bu buluntular, Gásir’in İzlanda’nın Orta Çağ’daki uluslararası ticaret ağındaki önemli rolünü ortaya koymuştur.
5.1.4. Laufás Eski Çiftlik Evleri
Laufás Turf Houses, Akureyri’nin yaklaşık 25 kilometre kuzeydoğusunda, Eyjafjörður fiyordunun kıyısında bulunan tarihi bir çiftlik yerleşimidir. İzlanda’nın geleneksel çim çatılı (turf house) mimarisini en iyi koruyan örneklerden biri olarak kabul edilir ve günümüzde açık hava müzesi olarak hizmet vermektedir.

Laufás Eski Çiftlik Evleri
Laufás, İzlanda’da yüzyıllar boyunca insanların sert iklim koşullarına nasıl uyum sağladığını gösteren önemli bir kültürel mirastır. Çim çatılı evleri, tarihi atmosferi ve Eyjafjörður fiyorduna bakan etkileyici konumuyla, Kuzey İzlanda’yı ziyaret edenler için en ilgi çekici tarihî duraklardan biridir. Ayrıca İzlanda’nın geleneksel kırsal mimarisini yakından görmek isteyenler için ülkenin en iyi korunmuş örneklerinden biri olarak öne çıkar
Laufás, Orta Çağ’dan itibaren önemli bir yerleşim yeri ve dinî merkezdi. Günümüzde görülen çim çatılı evlerin büyük bölümü 1860–1877 yılları arasında inşa edilmiştir. Çiftlik, uzun yıllar boyunca varlıklı çiftçiler ve bölgedeki din adamları tarafından kullanılmıştır. 20. yüzyılın ortalarında müzeye dönüştürülerek koruma altına alınmıştır.
Evlerin en dikkat çekici özelliği, kalın çim ve toprakla kaplı çatılara sahip olmalarıdır. Bu yapı tekniği, İzlanda’nın sert ikliminde doğal yalıtım sağlayarak kışın sıcaklığı korur, yazın ise serinlik sunar. Ahşap kıtlığı nedeniyle yapıların büyük kısmında taş, çim ve ithal kereste birlikte kullanılmıştır. Birden fazla odadan oluşan evler, dar koridorlarla birbirine bağlanır ve tek bir yapı topluluğu oluşturur.
Günümüzde müze olan Laufás bugün ziyaretçilere; dönemin orijinal mobilyalarıyla döşenmiş yaşam alanlarını, geleneksel İzlanda ev yaşamını anlatan sergileri, tarım, gündelik yaşam ve el sanatlarına ilişkin tarihi eşyaları sunar.
Çiftlik alanında yer alan küçük Laufás Kilisesi, 19. yüzyılda inşa edilmiştir. Beyaz dış cephesi ve sade iç dekorasyonu, geleneksel İzlanda kırsal kiliselerinin güzel bir örneğidir.
5.2. Siglufjörður
Siglufjörður (İzlandaca telaffuzu yaklaşık Siglu-fyördür), İzlanda’nın kuzeyinde, aynı adı taşıyan dar bir fiyordun kıyısında yer alan küçük ve tarihi bir balıkçı kasabasıdır. Akureyri’nin yaklaşık 75 kilometre kuzeybatısında, yüksek dağlarla çevrili dar bir fiyordun sonunda yer alır. Günümüzde yaklaşık 1.100–1.300 nüfusa sahiptir ve doğal güzellikleri ve zengin balıkçılık geçmişiyle tanınır.

İzlanda Gezilecek Yerler, Siglufjörour
Bu kasaba, tarihi balıkçılık mirasını, etkileyici fiyort manzaralarını ve huzurlu yaşam tarzını bir araya getiren, Kuzey İzlanda’nın en karakteristik kasabalarından biridir. Özellikle Akureyri’den günübirlik veya kısa süreli bir gezi için popüler bir destinasyondur.
20.yüzyılın ilk yarısında, dünyanın en önemli ringa balığı (herring) avcılığı merkezlerinden biriydi. 1940’lı ve 1950’li yıllarda yaşanan “ringa balığı patlaması” sayesinde büyük bir ekonomik refah yaşadı. Ringa balığı stoklarının azalmasıyla ekonomik önemini kaybetti, ancak son yıllarda turizm yeniden canlanmasına katkı sağladı.
Eskiden ulaşımı dağlar nedeniyle oldukça zordu. Günümüzde dağların altından geçen Héðinsfjörður Tünelleri sayesinde Akureyri’ye karayoluyla ulaşım kolaylaşmıştır.
İzlanda’nın en ödüllü müzelerinden biri olan Herring Era Museum bu kasabada yer alır. Bu müze Ringa Balığı Dönemi Müzesi olup kasabanın balıkçılık tarihini ayrıntılı şekilde anlatır. Kasabanın beyaz renkli, sade ve şirin kilisesi Siglufjarðarkirkja da gezilecek yerler arasında. Liman bölgesindeki renkli evler ve balıkçı tekneleri ile çevresindeki dağ manzaraları görülmeye değer. Ayrıca çevrede yürüyüş parkurları, kayak alanları ve fotoğrafçılık için etkileyici manzaralar da bulunur.
Bu kasaba her yıl düzenlenen Folk Music Festival ile İzlanda’nın önemli kültür etkinliklerinden birine ev sahipliği yapar. Kasaba, korunmuş tarihi ahşap evleri ve sakin atmosferi sayesinde İzlanda’nın en otantik yerleşimlerinden biri olarak kabul edilir.
5.3. Varmahlio
Varmahlíð, İzlanda’nın kuzeyinde, küçük bir yerleşim yeridir. Akureyri’nin yaklaşık 90 km batısındadır. Ring Road (Route 1) üzerinde yer aldığı için kuzeyi gezenlerin sık uğradığı bir duraktır. Zamanla değişmekle birlikte nüfus yaklaşık 150–200 kişi’dir.
Ekonomi yönünden tarım, hayvancılık ve turizm önemli gelir kaynaklarıdır. Bulunduğu bölge özellikle İzlanda atları yetiştiriciliğiyle ünlüdür. Bölgede at binme turları, yürüyüş rotaları ve çevredeki doğal güzellikler ilgi çeker. Benzin istasyonu, market, konaklama tesisleri ve ziyaretçi merkezi gibi temel hizmetler bulunur.

İzlanda Blönduós
Yakınında geleneksel çim çatılı İzlanda evlerini görebileceğiniz tarihi bir müze olan laumbær Turf Farm & Museum vardır. Varmahlio’nun da içinde yer aldığı Skagafjörður Vadisi, at çiftlikleri, nehirleri ve doğal manzaralarıyla tanınır.
İzlanda’yı arabayla dolaşanlar için Varmahlíð, hem dinlenme hem de kuzey bölgesini keşfetmek için uygun bir mola noktası olarak bilinir.
5.4. Hvitserkur
Hvitserkur, İzlandaca “Beyaz Gömlek” anlamına gelmektedir. İzlanda’nın kuzeybatısındaki Vatnsnes Yarımadası’nda bulunan, Húnaflói Körfezi kıyısında denizden yükselen etkileyici bir bazalt kaya oluşumudur.

İzlanda Gezilecek Yerler, Hvitserkur
Bu oluşum ülkenin en çok fotoğraflanan doğal simgelerinden biridir. Yüksekliği yaklaşık 15 metredir. Denizin ve rüzgârın bazalt kayaları aşındırması sonucu oluşmuştur. Kaya farklı açılardan farklı şekillere benzetilir. Bu benzetmeler; bazen su içen bir ejderha, bazen bir fil, bazen de denizde duran dev bir yaratık. Bu ilginç silüeti nedeniyle fotoğrafçılar arasında oldukça popülerdir.
Yerel bir halk hikâyesine göre Hvítserkur, çevredeki manastırları yıkmaya çalışan bir troldür. Gün doğumuna kadar saklanamayıp güneş ışığına yakalanınca taşa dönüşmüştür. İzlanda’da benzer kaya oluşumlarıyla ilgili bu tür trol efsaneleri yaygındır.
Hvítserkur aynı zamanda deniz kuşlarının yuvalama alanıdır. Burada görülebilecek türler; karabataklar, martılar, Fulmarlar (kuzey fırtına kuşları) gibi deniz kuşlarıdır. Kuşların bıraktığı beyaz dışkılar kayanın üst kısmını kapladığından, “Beyaz Gömlek” anlamına gelen Hvítserkur adı da buradan gelir.
Buraya Ring Road’dan (Route 1) kısa bir sapmayla ulaşılabilir. Otoparktan sonra seyir noktalarına ve sahile inen yürüyüş yolları vardır. Route 1 rotası üzerinde ve Hvítserkur’a yakın bir konumda bulunan Kolugljúfur Kanyonu ve şelalesi de gezip görülebilir.
Sonuç
İzlanda, doğal sistemlerin etkileşimini bütüncül biçimde gözlemleme imkânı sunan nadir coğrafyalardan biridir. Volkanizma, buzul dinamikleri, jeotermal enerji ve iklim değişikliği gibi küresel ölçekte önemli konuların saha düzeyinde incelenebileceği bir “açık hava laboratuvarı” niteliği taşır. Bu nedenle İzlanda’daki turistik destinasyonlar yalnızca görsel deneyim değil, aynı zamanda disiplinler arası akademik araştırmalar için de yüksek değer barındırır.



