ad itemscope itemtype="http://schema.org/WebSite"> Galata Gezilecek Yerler ve İstiklal Caddesi | Gezi Notları

Galata Gezilecek Yerler ve İstiklal Caddesi

Galata Gezilecek Yerler başlıklı bu yazı, Galata ve Galata civarında gezilecek yerler ile söz konusu yerler hakkında kısa bilgileri içermektedir. Ancak Galata Gezilecek Yerler, Taksim gezilecek yerler ve İstiklal Caddesi gezilecek yerler birbirleriyle bağlantılı olarak Beyoğlu gezilecek yerler kapsamında gezildiği takdirde daha bir anlamlı olacaktır. Bu maksatla Beyoğlu gezilecek yerler ve görülmeye değer yerleri gezmeye Taksimden başlamak daha iyi olur. Biz de gezilerimizi bu kapsamda yaptık. Dolayısıyla yazılarımızı da bu doğrultuda yazdık. Taksim ve Beyoğlu gezilecek yerler aşağıda linki verilmiş olan yazılarda yer almaktadır.

  • Taksim Gezilecek Yerler için tıklayınız…
  • Beyoğlu Gezilecek Yerler için tıklayınız…

Kapsamlı bir Beyoğlu gezilecek yerler ve görülmeye değer yerlerin gezisi hiçbir zaman bir günde yapılamaz. En az iki gün ayırmak gerekir. Birinci gün, Taksim gezilecek yerler ve Beyoğlu gezilecek yerlerin bir kısmı, ikinci gün ise Beyoğlu’nun diğer kısımları ile Galata gezilecek yerler şeklinde yapılabilir. Biz de yazılarımızı bu doğrultu da yazdık. Birinci bölümü Galatasaray Lisesi bölgesinde bitirdik. Bu bölümü ise Galatasaray Lisesi önünde başlattık. Bu bilgilerden sonra Galata gezilecek yerler hakkında bilgi vermeye başlayabiliriz.

Galata Gezilecek Yerler

Galata, tarihi eser ve tarihi yapı ile tarihi yer konusunda ön plana çıkıyor. Bu tarihi birikimi ve kültürel çeşitliliği nedeniyle Galata Gezilecek Yerler Listesine dahil edilebilecek birçok kültürel varlık, tarihi mekân, tarihi eser, tarihi yer, tarihi bina ve tarihi yapı mevcut. Bu kapsamda gerek şehir içinde gerekse şehir dışından birçok gezi turları düzenleniyor. İnternette de birçok gezi rehberi mevcut. Galata gezilecek yerler ve görülmeye değer yerleri gezmeye, Galata ile adeta özdeşmiş olan Galata Kulesi’nden de başlanabilir. Ancak yukarıda giriş bölümünde bahsedilen sebeplerden dolayı biz, Galata Gezilecek Yerler başlıklı bu yazıda geziyi  yine Galata ile özdeşleşmiş olan Galatasaray Lisesi önünden başlattık ve yazıya da bu şekilde yazdık.

Galatasaray Lisesi

Galatasaray Lisesi, Galata Gezilecek Yerler Listesinde, Galata Mevlevihanesi ile birlikte en eski tarihli olanıdır. Türkiye’nin yüzlerce önemli şahsiyetinin eğitim görmüş olduğu Galatasaray Lisesi, İstiklal Caddesi’nin en geniş alana yayılmış bir tarihi yapı ile güzel bir İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi manzarasına sahiptir.

Galatasaray Lisesi İstiklal Caddesi Kapısı

Galatasaray Lisesi İstiklal Caddesi Kapısı

Mezunlarının birbirlerine bağlılıkları ile ünlü olduğu söylenen Lisede, tüm toplumsal sınıflardan insanlar ile değişik inançlara sahip bireylerin de eğitim gördüğü söyleniyor. Halen mevcut lisenin olduğu yerde ilk olarak 1481 yılında Galata Sarayı Hümayûn Mektebi adında bir okul kurulmuş. Galatasaray Lisesi’nin tarihi ve Galatasaray Lisesi hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız…

Sadece özel günlerde açılan ve okulun İstiklal Caddesine açılan dev kapısının tam karşısında yer alan Galatasaray Postanesi ile Galata Gezilecek Yerler yazımıza devam edelim.

Galatasaray Postanesi / Galatasaray Müzesi

1907 yılına kadar Sıvacıyan Konağı olarak isimlendirilen bu tarihi bina, tüccar Theodor sıvacıyan tarafından 1875 yılında yaptırılmış. Posta Telgraf Nezareti tarafından 1907 yılında satın alınan bu tarihi yapı, aynı tarihten itibaren Posta Telgraf Merkezi olarak hizmet vermeye başlamış ve aynı isimle adlandırılmış. Uzun bir süre postane olarak hizmet veren Tarihi Galatasaray Postanesi 1971 yılında “korunması gereken mimari örnek” statüsüne alınmış.

Galatasaray Postanesi

Galatasaray Postanesi

2003 yılında müze olarak kullanılmak üzere Galatasaray Spor Kulübüne devredilen bu tarihi bina, aynı tarihten sonra Galatasaray Müzesi olarak adlandırılmış. Galatasaray Lisesi’nin açıldığı günden beri elde etmiş olduğu başarıların ve belgelerinin sergilendiği söz konusu tarihi yapı, 2009 yılından itibaren Galatasaray Üniversitesi Kültür ve sanat Merkezi Olarak hizmet vermeye başlamış.

Tarihi Galatasaray Postana binasından Taksim’e doğru İstiklal Caddesinde 70 metre civarında yürüyüp sağdan ikinci sokağa yani Turnacıbaşı Caddesine girdikten sonra 200 metre kadar yüründüğünde Lisenin kuzey doğu tarafındaki Tarihi Galata Hamamına varılıyor. Galatasay Hamamına ulaşmadan önce Turnacıbaşı Caddesi’nde ise bir başka tarihi bina olan Zoğrafyan Rum Lisesi var.

Zoğrafyan Rum Lisesi

Öğrenim dili Türkçe ve Yunanca olan Zoğrafyan Rum Lisesi, İstanbul’da eğitim hayatını sürdüren az sayıdaki Rum okullarından birisi olduğu söyleniyor. Söz konusu okul, ilk olarak 1848 yılında kurulmuş.

Zoğrafyan Rum Lisesi

Zoğrafyan Rum Lisesi

Okulun kuruluşunda büyük maddi kaynak sağlayan Hristaki Zoğrafos’un adı okula verilmiş. Bir zamanlar öğrenci sayısının 250 ile 350 arasında olduğu iddia edilen okulun, günümüzdeki öğrenci sayısının ise 50 civarında olduğu söyleniyor.

Tarihi Galata Hamamı

Sultan II. Beyazıt tarafından 1481 yılında yapılan Galatasaray Külliyesi ile birlikte yapılan Galata Hamamı, söz konusu külliye kompleksinin bir parçası olarak inşa edilmiş. Halen aktif olarak hizmet veren bu tarihi yapı, eski dönemlerde külliyedeki okulda eğitim gören öğrencilerin banyo ihtiyacı için kullanılıyormuş. Zamanla herkese hizmet veren söz konusu hamam, eski dönemlerde öğrenciler kullanacağı zaman sokak tarafındaki kapı kapalı tutuluyormuş ve dışarıdan hiçbir müşterinin girmesine müsaade edilmiyormuş.

Tarihi Galatasaray Hamamı

Tarihi Galatasaray Hamamı

Tarihi geçmişiyle Galata Hamamı birçok paşaya, kadıya, sadrazama ve padişaha hizmet etmiş. Tarihi süreç içerisinde söz konusu hamam, gelişen hayat standartlarının emrettiği modernlikten de hiçbir taviz vermeden ve de en önemlisi mimari yapısından hiçbir taviz vermeden günümüze kadar gelmiş.

Tarihi Galata Hamamı’nın bulunduğu Çapanoğlu Sokaktan aşağı doğru 100 metre kadar inildiğinde Çapanoğlu Sokak ile Hayriye Caddesi’nin birleştiği yerde Apelyan Apartmanı var.

Apelyan Apartmanı

Galatasaray Lisesi’nin hemen arkasında ye alan Apelyan Apartmanına, İstiklal Caddesi’nden Yeni Çarşı Caddesi’ne girip 200 metre kadar yüründüğünde, soldaki ilk sokak olan Hayriye Caddesi’ne sapıldığında da gidilebiliyor.

Apelyan Apartmanı

Apelyan Apartmanı

Söz konusu apartman, 1800’lü yılların sonunda İtalyan bir mimar tarafından yapılmış. Bir takım restore işlemlerine tabi tutulan Apelyan Apartmanı içerisinde bir de sanat galerisi var. 1998 yılında hizmete açıldığı söylenen söz konusu galeride genelde modern sanata ait eserlerin sergilendiği söyleniyor.

Cezayir Sokak / Fransız Sokak

Bu sokak, Galata Gezilecek Yerler Listesinde siyasi süreçler nedeniyle bir çok isim değiştirmiş. Beyoğlu ile Tophane’yi birbirine bağlayan Cezayir sokağı, Galatasaray Lisesi’nin hemen arkasında ve Apelyan Apartmanı’nın da yer aldığı Hayriye Caddesi’nden giriliyor. Merdivenli bir sokak, Cezayir Sokağı. İlk olarak bu bölgedeki tüm evlerin çoğunluğu bir şirket tarafından 2003 yılında satın alınmış. Sonra aynı şirket, bir takım restorasyon işlemleri yaparak bahse konu sokağı Fransız sokağı olarak hizmete açmış. İçerisinde restoranların, barların ve kafelerin yer aldığı bu sokak, restorasyonu yapıldıktan sonra da Fransız sokağı olarak tanıtımı yapılmış.

Fransız Sokağı / Cezayir Sokağı

Fransız Sokağı / Cezayir Sokağı

Bu durumu eleştiren birçok gazete, konuyu gündeme getirmek maksadıyla birtakım yazılar kaleme almış. Hatta “Cezayir Sokağı Vesaire” adlı bir tiyatro oyunu da sahnelenmiş. Sonraki yıllarda Fransa ile gerginleşen siyasi durumlar münasebetiyle Fransız sokağı ismi kaldırılarak yerine asıl ve resmi ismi olan Cezayir Sokağı ismi konmuş. Sonrasında ise Fransız Sokağı ibaresi, sadece bazı işletmelerin girişinde kullanılmaya başlanmış.

Cezayir Sokağına, Hayriye Caddesinden girip, merdivenlerden inerek aşağı doğru yüründüğünde Bostancıbaşı Caddesine çıkılıyor. Buradan 100 metre kadar hep sağ tarafı takip ederek yürüdüğümüzde ve Yeni Çarşı Caddesinden İstiklal Caddesine giderken sol tarafta Gül Baba Sokak ve Gülbaba Parkı var.

 Gül Baba Türbesi

Gülbaba türbesi, Gülbaba Sokak Gülbaba Parkı yanında yer alıyor. Ayrıca Macaristan’ın Budapeşte kentinde de türbesi ve heykeli mevcut. Gülbaba’nın Amasya’nın Merzifon ilçesinde doğduğu ve 1541 yılında ise Budapeşte’de öldüğü söyleniyor. Türklerle birlikte Macarlar tarafından da çok sevildiği söylenen Gülbaba’nın cenaze törenine, Evliya Çelebi kaynaklı bilgilere göre 200 binden fazla kişi katılmış. Ayrıca temsili bir mezarının Galatasaray Lisesi’nin arka bahçesinde olduğu da söyleniyor.

Asıl adının Cafer olduğu söylenen, Bektaşi babası aynı zamanda da derviş ve şair olan Gül Baba’nın değişik bir hikayesi var. Osmanlı döneminde, ordu sefere çıktığında, askerlerin ruhunu güçlendirmek için, dervişler, saz ozanları da sefere katılıyormuş. Özellikle yeniçeriler dönemindeki bu uygulamada, mola zamanlarında; dualar okunuyor, destanlar söyleniyormuş. Dervişler ve saz ozanları gerektiğinde silahlanıp onlar da savaşa fiili olarak iştirak ediyormuş. İşte Gülbaba da bu savaşlara katılan dervişlerden biriymiş. Sayısız savaşlara katılan Gülbaba, başından gülü elinden ise tahta kılıcı hiç eksik etmiyormuş.

Mevcut türbenin bulunduğu bölgelerde sarı ve kırmızı güller yetiştiren Gülbaba, günün birinde, gül bahçelerinin bulunduğu yerde, avdan dönen Sultan II. Bayezid’e rastlamış. Gülbaba, Bayezid’e; yetiştirdiği sarı ve kırmızı güllerden sunar. Bu eylemden çok memnun kalan II. Bayezid, Gülbaba’dan dileğini sorar. Adını yetiştirdiği güllerden ve savaşlarda sürekli başında taşıdığı güllerden alan Gülbaba, bahçesinin yukarısındaki tepeleri göstererek, oraya, devlete üst düzey görevli yetiştirecek bir okul yapılmasını, bunun ileride lazım olacağını söyler ve bunu diler. Gülbaba’nın bu isteğini yerine getirmek için de II. Bayezid’in Galata Sarayı kurduğu söylenir.

Sayısız birçok savaşa katılmasından sonra Gülbaba, 1526 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın daveti üzerine Budin seferine de katılır. 1531 yılında tekrar Budin’e gelen Gülbaba burada kesintisiz olarak 10 yıl yaşar ve 1541 yılında vefat eder.

Yeni Çarşı Caddesinden yukarı doğru yürüyüp İstiklal Caddesine çıkıldığında hemen soldaki köşede bir başka tarihi bina olan Yapı Kredi Bankası binası var. Bu binanın hemen karşısında ise diğer bir tarihi yapı olan Aznavur Pasajı var.

 Aznavur Pasajı

İtalyan mimari tarzına uygun olan Aznavur Pasajı, ilk olarak 1883 yılında inşa edilmiş. Pasaj kimliğini almadan önce aynı adı taşıyan Ermeni bir aile tarafından işletilen restoran ve tuhafiyeci olarak hizmet vermiş. Söz konusu pasaj, bugünkü halini 1893 yılında yapılan tadilatla almış. İstiklal Caddesi tarafındaki cephesi küçük ve 4.5 metre olan pasaj arkaya doğru genişliyor. Pasajın arka tarafında ise İngiliz Konsolosluğu var ve bu konsolosluğun bulunduğu caddeye açılan iki de kapısı var.

Aznavur Pasajından İstiklal Caddesine çıkıp sağa Galata Tüneline doğru yüründüğünde iki dükkân sonra yine tarihi bir yapı olan Hazzopulo Pasajı yer alıyor.

Hazzopulo Pasajı

1871 yılında tüccar bir Rum aile tarafından açılan Hazzopulo Pasajı, aynı zamanda Hacopulo Pasajı diye de biliniyor. Söz konusu Pasajın hem İstiklal Caddesine hem de İstiklal Caddesinin paralelinde yer alan Meşrutiyet Caddelerine açılan iki kapısı var. Pasajın avlusunu çevreleyen üç farklı binanın yer aldığı Pasaj, ilk açıldığı yıllarda; elbiseler için süs eşyası satan dükkanlar, kadınlar ve erkekler için çizmeler yapan kunduracılar, Musevi ve Rum aileler için düğünlerde ve vaftiz törenlerinde bir defa giyilip atılan şapkaların yapıldığı şapkacılar yer alıyormuş. Söz konusu şapkacılar, halen bazı diziler için şapkalar yaptığı söyleniyor.

Namık Kemal ve arkadaşları bir zamanlar Hazzopulo Pasajında bir süreliğine İbret gazetesini de çıkarmışlar. Bu dönemde Pasaj, aynı zamanda Jön Türkleri’nin buluşma yeri de olmuş.

Hazzopulo Pasajından İstiklal Caddesine çıkıp sağa Galata Tüneline doğru 50-60 metre yüründüğünde Meryem Ana Kilisesi var.

Panaia Rum Ortodoks Kilisesi 

Meryem Ana adına inşa edildiği için Meryem Ana Kilisesi diye de adlandırılan Panaia Rum Ortodoks Kilisesi, ilk olarak 1804 yılında yapıldığı ancak günümüze kadar bir çok tadilat gördüğü ve onarım geçirdiği söyleniyor . Emir Nevruz Sokağı ile Olivya geçidi arasında yer alan kilisenin, tavanları mum ve kandil isinden karartılmış. Tanzimat dönemine kadar yapılan kiliselerde kubbe olmadığı için bu kilisede de kubbe bulunmamaktadır.

Panaia Rum Ortodoks Kilisesi 

Panaia Rum Ortodoks Kilisesi

Meryem Ana Kilisesi’nden Olivya Geçidini takip ederek İstiklal Caddesine çıktığımızda Söz konusu caddenin hemen karşı kıyısında Mısır Apartmanı yer alıyor.

Mısır Apartmanı

İstanbul’un ilk betonarme binalarından biri olan Mısır Apartmanı, 1906-1912 yılları arasında yapılmış. Concordia Tiyatrosu yıkılarak tiyatronun yerine yapılan Mısır Apartmanı, Sait Halim Paşa’nın kardeşi Abbas Halim Paşa tarafından konak olarak kullanılmış. Paşa ölünce söz konusu konak bugünkü şekli olan apartmana dönüştürülmüş. Doğal motifler kullanılarak yapılan bu tarihi bina, ön cephesindeki kesme taşlar, duvarlar ve heykellerle dikkat çekiyor.

Mısır Apartmanı

Mısır Apartmanı

Ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bu binada yaşayıp öldüğü söyleniyor. Ayrıca Atatürk’ün dişçisi Sami Günzberg, edebiyatçı Cemal Kuntay da bu tarihi binada yaşayan ünlüler arasında. 1940 yılında binaya iş adamı Hayri İpat tarafından son iki kat eklenmiş. Sonradan bir inşaat şirketi tarafından satın alınan bu tarihi binanın deprem dayanıklılık testlerinin de olumlu çıktığı söyleniyor.

Mısır Apartmanı’nından İstiklal Caddesine çıkıp sola Galata Tüneline doğru yüründüğünde bir bina sonra Sent Antuan Kilisesi var.

Sent Antuan Kilisesi

Sent Antuan Kilisesi, Galata Gezilecek Yerler Listesinde en çok ziyaretçi alan tarihi bir yerdir. Türkiye’nin en büyük Katolik kilisesi olan Sent Antuan Kilisesi, 1906 yılında Mısır Apartmanı ile birlikte yıkılan Concordia Tiyatrosu’nun yerine yapılmış. Gotik tarzda ve betonarme yapılmış olan söz konusu kilisenin tüm duvarları daha sonra kırmızı taşlar ile kaplanmış. Sent Antuan Kilisesine, altışar katlı iki apartmanın arasından ve bu her iki apartmanı birbirine bağlayan geçidin altından geçilerek giriliyor. Söz konusu apartmanların da kiliseye ait olduğu ve kiliseye gelir kaydetmek için yapıldığı söyleniyor.

Sent Antuan Kilisesi

Sent Antuan Kilisesi

1932 yılında bazilika seviyesine çıkarılan kilise, ilk ayinini 1913 yılında yapmış. Türkiye’nin en büyük orguna sahip Sent Antuan Kilisesi, İtalyan rahipler tarafından yönetiliyor. Çok sayıda ziyaretçiye sahip olan söz konusu kilise, özellikle paskalya ve noel döneminde binlerce ziyaretçiye ulaştığı söyleniyor.

Sent Antuan Kilisesi’nden İstiklal Caddesine çıktığımızda söz konusu caddenin hemen karşı kıyısında ve sol tarafta Kallavi Sokak yer alıyor.

Kallavi Sokak

Günümüzde Çerkez yemekleriyle ön plana çıkan küçük küçük restoranların yer aldığı Kallavi Sokak, 1600’lü yıllarda zengin bir Cenovalı olan Galavany ailesine ev sahipliği yapmış. Kallavi Sokağın bulunduğu bölge ve bu bölgenin etrafında bankerlik yapan Galavany ailesine ait birçok konak bulunuyormuş. Söz konusu konaklardan günümüze ulaşan herhangi bir konak yok ancak Galavany ismi zamanla Kallavi’ye dönüşerek sokağa ismini vermiş.

Kallavi Sokak’tan İstiklal Caddesine çıkıp sağa Galata Tüneline doğru 70 metre kadar yüründüğünde caddenin solunda bir başka tarihi bina olan Beyoğlu Anadolu Lisesi bulunuyor.

Beyoğlu Anadolu Lisesi

Dönemin İngiltere büyükelçisinin eşi tarafından açılan Beyoğlu Anadolu Lisesi, 1849 yılında yapılmış. Başlangıçtaki ismi “English High School for Girls” olan okul, İngiliz Kız ortaokuluymuş. Sultan Mecit, İngiliz Büyükelçinin karısının bu girişimini takdirle karşılamış ve bu tarihi binayı da 1858 yılında İngiliz Büyükelçi Karısına hediye etmiş. Osmanlı-Rus savaşında 6 yıl süreyle kapalı kaldığı söylenen okul, 1881 yılında tekrar eğitim ve öğretime başlamış. Birinci Dünya savaşı ile birlikte yeniden kapanan bu tarihi okul, savaş sona erdikten sonra 1920 yılında yeniden açılmış.

İlk açıldığından beri “English High School for Girls” adıyla hizmet eden okul, 1979 yılında devletleştirilerek İngiliz Kız Ortaokulu ismini almış. Ancak 1980 yılında şimdiki ismi olan Beyoğlu Anadolu Lisesi ismini alarak karma Anadolu Lisesi’ne dönüştürülmüş.

Beyoğlu Anadolu Lisesi

Beyoğlu Anadolu Lisesi

Beyoğlu Anadolu Lisesi’nden İstiklal Caddesine çıkıp sola Galata Tüneline doğru yöneldiğimizde hemen sağda Perukar Çıkmazı var. Söz konusu çıkmazı takip edip Meşrutiyet Caddesine çıkılan noktada Pera Müzesi var.

Pera Müzesi

Beyoğlu’ndaki tarihi binalardan birisi de 2005 yılından beri Pera Müzesi olarak hizmet veren binadır. İlk olarak 1896 yılında yapılan ve otel olarak hizmete başlayan bina, 2005 yılından itibaren Pera Müzesi olarak kullanılmaya başlanmış. Özel bir müze olarak açılan müzede zaman zaman çok ilginç sergilerin olduğu söyleniyor. Söz konusu sergileri takip etmek için tıklayınız…

Pera Müzesi

Pera Müzesi

Pera Müzesi’nden Meşrutiyet Caddesine çıkıp sol istikamete doğru Meşrutiyet Caddesinde 150 metre civarında yüründüğünde aynı caddenin sol tarafında Pera Palas Oteli yer alıyor.

Pera Palas Oteli

Pera Palas, Galata Gezilecek Yerler Listesinde romanlara filmlere konu olmuş bir tarihi yapıdır. Bir dönem çok ünlü ve en lüks markası olan Orient Ekspress’in 1870’li yıllarda İstanbul’a ulaşmış. 1889 yılında Sirkeci Gar’ının yapılması ile birlikte Orient Ekspress seferlerine başlamış. Bu seferler Pera Palas Oteli’nin de yapılmasına vesile olmuş. Söz konusu otel, Orient Ekspress yolcularının beklediği konforu sağlamak maksadıyla Orient Ekspress’i işleten şirket tarafından tasarlanmış ve 1895 yılında yapımı tamamlanarak hizmete açılmış.

Pera Palas Oteli

Pera Palas Oteli

Birinci Dünya Savaşı’na kadar en parlak dönemini yaşamış olan Pera Palas Oteli’nin en değerli konuğu hiç şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ün kaldığı oda ise günümüzde Atatürk’ün eşyalarıyla birlikte butik bir müze olarak hizmet vermektedir. Cinayet romanları yazarı Agatha Christie, Doğu Ekspresi’nde cinayet adlı romanının büyük bir bölümünü bu otelde yazdığı söyleniyor. Ernest Hemingway, Alfred Hitchcock, Kral Zogo, Greta Garbo, Sarah Bernard ve VIII.Edward gibi ünlüler ile Mata Hari ve Cicero gibi adları bilinen, bilinmeyen yüzlerce ünlü söz konusu otelin müşterileri arasındaymış.

Pera Palas Oteli’nden Meşrutiyet Caddesine çıkınca hemen karşımızda başlayan Orhan Apaydınlı Sokak’tan tekrar İstiklal Caddesine çıktığımızda hemen karşımızda Santa Maria Draperis Kilisesi, biraz sağımızda İstiklal Caddesi üzerinde Suriye Pasajı, 70 metre sol ilerde yine cadde üzerinde ise Hollanda Sarayı var.

Santa Maria Draperis Kilisesi

İstiklal Caddesi’ndeki giriş kapısından merdivenlerle aşağı inildiğinde giriş kapısına varılan günümüzdeki söz konusu kilise 1904 yılında inşa edilmiş. Kesme taştan, iki katlı olarak yapılmış. Bugünkü söz konusu kilisenin şimdiki yerinde, ilk olarak 1729 yılında kagirden bir kilise yapılmış.

Santa Maria Draperis Kilisesi

Santa Maria Draperis Kilisesi

Kagir olan bu kilise 1871 yılında bir yangın geçirmiş ve sonrasında onarılmış. Onarılan söz konusu kilise ise 1904 yılına kadar Avusturya-Macaristan elçiliği  tarafından kullanılmış.

Suriye Pasajı

Üç büyük blok apartmanın birbirine bağlandığı Suriye Pasajı, 1909 yılında yapılmış. Katların birbirine köprüler vasıtasıyla birleştirilmesiyle birlikte sağdaki apartmanın girişi iptal edilmiş.

Suriye Pasajı

Suriye Pasajı

Söz konusu pasajın, birisi İstiklal Caddesi’nden, diğer ikisi Gönül ve Derviş Sokaklarından olmak üzere toplam üç girişi bulunmaktadır.

Hollanda Sarayı

İstiklal Caddesi üzerindeki 197 numaralı yüksek demir bir kapı vasıtasıyla girilen Hollanda Sarayı, 1858 yılında İsviçreli mimarlar tarafından yapılmış. Avlunun çevresindeki sarayın yanında cam cepheli Hollanda konsolosluk binası da mevcuttur. 1711 yılında yapılan ve sarayın içerisinde bulunan Hollanda Kilisesi de bu saray kompleksini tamamlayan bir unsur niteliğinde olduğu söyleniyor.

Hollanda Sarayı

Hollanda Sarayı

Hollanda Sarayı, Türkiye-Hollanda arasındaki ilişkilerin en önemli simgesi olarak kabul edildiği söyleniyor. Söz konusu sarayın terasından Asya kıtasının, İstanbul Boğazı’nın ve Haliç’in eşsiz bir manzarasının olduğu da söylenenler arasında.

Hollanda Sarayı’ndan İstiklal Caddesine çıkıp sol istikamete Tünele doğru İstiklal Caddesinde 250 metre civarında yüründüğünde aynı caddenin sol tarafında İsviçre Sarayı, İsviçre Sarayı’nın tam  karşısında ise Narmanlı İş Hanı yer alıyor.

İsveç Sarayı

İsviçre’nin yurt dışındaki en eski tarihi binası olduğu söylenen İsviçre Sarayı, aynı zamanda İsviçre Elçiliği binası diye de adlandırılıyor. Söz konusu bina, İstanbul’daki en eski elçilik binalarından olup İstiklal Caddesi ve Şahkulu Bostanı Sokağı’nın köşesinde yer alıyor. 1757 yılında satın alınmış olan saray, 1818 yılında çıkan bir yangında tamamen yok olmuş. Yeni bina ise 1870 yılında yapılmış. Bahçesinde bir de kilise olan İsviçre Sarayı, Ankara başkent olduktan sonra konsolosluk olarak hizmet vermeye başlamış.

Narmanlı İş Hanı

Galata Gezilecek Yerler Listesinde çok değişik amaçlar için kullanılmış olan Narmanlı Han, Beyoğlu’nun en eski hanlarından biridir. İstiklal Caddesi 390 numarada bulunan Narmanlı Han, ilk olarak 1831 yılında inşa edilmiş. Söz konusu Han, 1880 yılına kadar Rusya sefarethanesi ve konsolosluğu olarak hizmet etmiş. İstiklal Caddesindeki konsolosluk binalarının bulunduğu bölgeye yeni Rusya konsolosluk binasının yapılmasıyla birlikte konsolosluk ve elçilik mensupları yeni binaya taşınmış. Sol taraf dipte kalan bina 1914 yılından itibaren Rus hapishanesi olarak kullanılmaya başlarken sağ taraftaki binalar ise konsolosluk çalışanlarının lojmanı olarak kullanılmış.

Narmanlı İş Hanı

Narmanlı İş Hanı

1933 yıllarında Erzurumlu sanatsever Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşler, bu tarihi binayı Ruslardan satın alırlar. Ticaretten oldukça yüklü miktarda para kazanan bu aile, Eminönü’ndeki çalışma ofislerini binanın ikinci katına taşırlar. Bir taraftan da Narmanlı Han’ı adeta bir sanat ve kültür merkezine çevirmeye başlarlar. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Aliye Berger gibi sanatçılara söz konusu hanın bazı bölümleri, düşük ücretle stüdyo, pansiyon, atölye ve benzeri sanatsal faaliyetler için kiraya verilmiş

Narmanlı Han, sonraki yıllarda bu özelliğini yavaş yavaş kaybetmiş. Devamında ise Han, bir süreliğine kaderiyle baş başa kalmış. Zamanla yıpranıp, bakımsız kalmış ve de adeta metruk bina haline gelmeye başlamış. En son 2010’lu yıllarda bu tarihi han restorasyona tabi tutulup yenilenmiş.

Narmanlı İş Hanı’ndan İstiklal Caddesine çıkıp sağ istikamete doğru 90 metre kadar yüründüğünde İstiklal Caddesi, Tünel Meydanı’nda bitiyor. Tünel Meydanı’nda ise sol tarafta Galata Tüneli girişi sağ tarafta da Tünel Geçidi girişi yer alıyor. Ayrıca İstiklal Caddesi’nin bitiminde Galip Dede Caddesi başlıyor. Galip Dede Caddesinin hemen başlangıcında sol tarafta ise Galata Mevlevihane’si giriş kapısı var.

Galata Tüneli

Galata Gezilecek Yerler Listesinde yer alan dünyadaki en eski metrolardan biri olan Galata Tüneli hakkında bilgi vererek yazımıza devam edelim. İstiklal Caddesini Karaköy’e bağlayan Galata Tüneli, 1871-1874 yılları arasında Sultan Abdulaziz döneminde inşa edilmiş. Tünel çok kısa olmakla birlikte Londra Metrosundan sonra dünyadaki en eski ikinci metrosu olduğu söyleniyor.

Galata Tüneli

Galata Tüneli

Metronun hizmete girmesi ile birlikte devrin şeyhülislamı’nın aksi fetvası nedeniyle ücretsiz olmasına rağmen halk bir süre metroyu kullanmamış. Ancak birkaç hafta sonra Abdulaziz’in baskıları ile şeyhülislam fetvasını değiştirmiş. Bu yeni durumla birlikte halk da metroyu kullanmaya başlamış. Hatta metroya talep artınca bir süre sonra ücret bile alınmaya başlanmış.

Tünel Geçidi

Galata Tüneli’nin karşısında bulunan geçit, içerisinde birçok tarihi binayı barındırıyor. Çatı katıyla birlikte beş kattan oluşan bu binaların zemin katları dükkân olarak yapılmış. Tünel geçidinin içerisindeki söz konusu dükkanlar günümüzde antikacı, kafe, bar, restoran, pastane ve benzeri hizmetler için kullanılıyor. İkinci Dünya Savaşı döneminde çıkarılan varlık vergisi nedeniyle birçok mülk 1942 yılında süratle el değiştirmiş.

 Galata Mevlevihanesi

Galata Mevlevihanesi Galata Gezilecek Yerler Listesindeki tarihi yerlerin en eski olanıdır. Mevlevi tarikatı üyelerinin yaşadığı tekkelere Mevlevihane deniliyor. Söz konusu tekkeler, Mevlâna Celaleddin Rumi adına oğlu Sultan Velet tarafından kurulduğu söyleniyor. Bu kapsamda Galata Mevlevihane’si de 1491 yılında yapılmış. İstanbul’un en eski Mevlevihane’si olan söz konusu tarihi yapı, 1766 yılında çıkan yangında büyük hasar görmüş. Sultan 3.Selim ve Sultan Abdulmecit dönemlerinde kapsamlı onarım gören Mevlevihane; semahane, kütüphane, derviş hücreleri, şeyh dairesi, mutfak, sebil, türbe ve mezarlıklar gibi değişik bölümlerden oluşmaktadır.

Galata Mevlevihanesi

Galata Mevlevihanesi

Galata Mevlivihanesi’nin en önemli şeyhinin ise Şeyh Galip gerçek adıyla Mahmut Esat olduğu söyleniyor. Mevlevihane de 41 yıl yaşamış olan Mahmut Esat (Şeyh Galip) birçok önemli eser bırakmış önemli bir şairdir. Güzellik ve Aşk (Hüsn-ü Aşk) adlı mesnevisinin uluslararası bir üne sahip olduğu söyleniyor.

Galata Mevlevihanesi’nden Galip Dede Caddesine çıkıp sol istikamete aşağı doğru Galip Dede Caddesinde 280 metre civarında yüründüğünde sol tarafında Serdar-ı Ekrem Caddesi var. Söz konusu caddeye girip 170 metre kadar yüründüğünde sağ tarafta Doğan Apartmanı sol ileri de ise Kamondo Apartmanı yer alıyor.

Doğan Apartmanı

1800’lü yılların sonunda yapılan Doğan Apartmanı, Turistler tarafından genellikle Helbig Apartmanı olarak da adlandırılıyor. Belçikalı Helbig ailesi tarafından yapıldığı için 1942 yılına kadar resmi adı Helbig Apartmanı olan bu tarihi bina, ilk yapıldığında çok katlı, asansörlü ve modern apartman tarzında yapılmış. Yapıldığı tarihten itibaren de İstanbul’un seçkin Rum ve Yahudi ailelerine kiraya verilmiş.

Doğan Apartmanı

Doğan Apartmanı

Osmanlı İmparatorluğunun işgal ve sıkıntılı dönemlerinde birçok defa el değiştiren bu tarihi yapı, 1942 yılında Yapı Kredi Bankası kurucusu Kazım Taşkent tarafından satın alınmış. Kazım Taşkent bu tarihi binanın ismini de 1939 yılında İsviçre’de çığ altında kalarak ölen 10 yaşındaki oğlu Doğan’ın ismini vermiş. Yine aynı dönemde çıkan Doğan Kardeş dergisi de küçük Doğan’ın ismini yaşatmak için çıkarılan bir dergi olduğu söyleniyor.

Türkiye’deki U tipi planlı ve iç avlulu nadir örneklerden biri olan Doğan Apartmanı, 7 katlı ve 4 Blok’tan oluşuyor. Toplam 51 daireli olduğu söylenen söz konusu apartmanda günümüzde ağırlıklı olarak sanatçıların oturuyormuş.

Kamondo Apartmanı

Artık kullanılmayacak durumda olan Kamondo Apartmanı, sanki kaderine terk edilmiş gibi gözüküyor. İspanyol-Portekiz kökenli Kamondo Ailesi tarafından yapılan bu tarihi bina, ismini de söz konusu aileden almış. Erken dönem Pera mimari eseri olan Kamondo Apartmanın yapımında, cumbaları dahil birçok yerinde ahşap kullanılmış.

Kaderine terk edilmiş bir görüntü veren, Kamondo Apartmanı

Kaderine terk edilmiş bir görüntü veren, Kamondo Apartmanı

Avrupa’da da kolları bulunan Kamondo ailesi, uzun süre İstanbul’da yaşamış. 1700’lü yıllarda İstanbul’a yerleşen aile Osmanlı Devleti’nden gayri menkul edinme iznini alan ilk aile olması özelliği ile de dikkat çekiyor. Bu yüzden Beyoğlu’nda ve Avrupa’da bu ismi taşıyan birçok tarihi bina ve tarihi yapıya rastlamak mümkün.

Kamondo Apartmanı’nındın Serdar-ı Ekrem Caddesine çıkıp sol istikamete yüründüğünde söz konusu cadde önce sağa dönüyor daha sonra da sola dönüyor. Serdar-ı Ekmer Caddesinin sağa dönen bu noktaında Kamondo Apartmanı’na 90 metre mesafede Anglikan Kilisesi var.

Kırım (Anglikan) Kilisesi

Günümüzde Sri Lankalı Anglikan cemaatince kullanılan Anglikan Kilisesi, Kırım Savaşı’na katılan İngiliz askerlerinin hatırasına 1856 yılında yapılmış. Eski bir Rum mezarlığı üzerine yapılan Kilisenin yeri, Sultan Abdulmecit tarafından İngilizlere tahsis edilmiş. Taş malzemeden yapılan kilisenin tüm inşat taşları Malta’dan getirilmiş.

Kırım (Anglikan) Kilisesi

Kırım (Anglikan) Kilisesi

Cemaatin azalmasıyla birlikte söz konusu kilise, 1970’li yıllarda kapatılmış. 1990’lı yıllarda Anglikan Kilisesi rahiplerinin öncülüğünde Sri Lankalı mülteciler tarafında onarılan kilise, aynı yıllarda tekrar ibadete açılmış.

Anglikan Kilisesi’nden Serdar-ı Ekrem Caddesine çıkıp geriye tekrar Galip Dede Caddesine doğru 300 metre kadar yürüyüp Galip Dede Caddesine çıktığımızda tam karşımızda bütün ihtişamıyla Galata Kulesi yer alıyor.

Galata Kulesi ve Galata Surları

Galata Kulesi, Galata Gezilecek Yerler Listesinde ilk sıraya koyabiliriz. İstanbul’un büyük bir bölümü ile İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Haliçi panaromik olarak izleme imkânı veren Galata Kulesi, İstanbul’un en önemli sembollerinden birisidir. İlk olarak Romalılar tarafından 528 yılında Fener Kulesi olarak inşa edilmiş olan 16,45 metre çapındaki söz konusu kule, Dünyanın en eski kulelerinden birisi unvanını da elinde bulundurmaktadır.

Galata Kulesi

Galata Kulesi

1204 yılındaki IV. Haçlı Savaşları sırasında İstanbul ile birlikte büyük bir tahribat gören 69, 90 metre yüksekliğindeki söz konusu kule, 1348 yılında Cenevizliler tarafından İsa Kulesi olarak yeniden yapılmış. 1445 yılında yükseltilen kule Osmanlı Devleti döneminde bir ara hapishane olarak da kullanılmış. Galata Kulesi ile birlikte 1800’lü yıllara kadar kuleyle birbirlerini tamamlayan Galata Surları da varmış. Ancak yerleşim problemleri nedeniyle Galata Surları kaldırılarak yerlerine evler yapılmış. Galata Kulesi ve Galata Surları hakkında daha detaylı bilgi aşağıda linkini verdiğimiz yazıda yer almaktadır.

  • Galata Kulesi ve Galata Surları hakkında daha kapsamlı bilgi için tıklayınız…

Galata Kulesi’nin hemen kuzeybatısında yer alan Büyük Hendek Caddesi’ne girip söz konusu caddede 170 metre kadar yüründüğünde aynı cadde üzerinde sol tarafta 500 Yıl Vakfı Musevi Müzesi ve Neva Şalom Sinagogu yer alıyor.

500 Yıl Vakfı Musevi Müzesi

Türk Ulusu yüzyıllar boyunca her dönem baskı, zulüm ve bağnazlık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanlara hep kucak açmıştır. 1492 yılında çeşitli baskılar nedeniyle bir daha dönmemek üzere ülkelerini terk eden İspanyol Sefarad Yahudileri’nin 1992 yılındaki 500.yıl dönümü kutlamalarını icra etmek amacıyla 1989 yılında Müslüman ve Yahudi 113 Türk vatandaşın girişimi ile 500.yıl vakfı kurulmuş.

Söz konusu kutlamalar kapsamında 700 yıllık bir beraberliğin öyküsünü, etkileşmeyi ve Türk Ulusu’nun insancıl hoşgörüsünü; tarihi belgeleri ve bilgiler, çeşitli objeler desteğinde yurt içi ve yurt dışında tanıtmak maksadıyla söz konusu müze kurulmuş. Başlangıçta Karaköy’de hizmet veren müze daha sonra günümüzdeki yerine taşınmış.

Neve Şalom Sinagogu

Galata Gezilecek Yerler Listesinde yer alan bir başka ibadethane ise Neve Salom Sinegogu’dur. 1951 yılında hizmete açılan Neva Şalom Sinagogu, 1986 ve 2003 yıllarında iki defa saldırıya uğramış. Bu saldırılar sonucunda hasar gören Sinagog, tekrar kapsamlı bir onarım ve restorasyon işleminden sonra ibadete açılmış. Tavan örtüsü kubbe şeklinde yapılmış olan Sinagog’un vitrayları Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde çizilmiş ve söz konusu özel camlar ise İngiltere’den getirilmiş. Musevi cemaatinin düğün ve cenaze törenlerinin bu sinagogda yapıldığı söylenmektedir.

Neve Şalom Sinagogu Girişi

Neve Şalom Sinagogu Girişi

Neva Şalom Sinagogu’ndan tekrar Galata Kulesine dönüp, Galata Kulesinden aşağı güneybatıya doğru uzanan Galata Kulesi Sokağa girip aşağı doğru 70 metre yürüdüğümüzde sol tarafta Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi var. Söz konusu hastane eski bir İngiliz Hastanesi ve İngiliz Kulesi bölgesine kurulmuş.

İngiliz Kulesi

Galata Gezilecek Yerler Listesinde yer alan ancak çoğu kimse tarafından bilinmeyen bir yerle yazımıza devam edelim. İlk bakışta bir kilisenin çan kulesini andıran İngiliz Kulesi, Eminönü’nden Karaköy’e doğru baktığımızda Galata Kulesi’nin hemen altında küçük bir kule gibi gözükür. Galata’nın genelde bilinmeyen söz konusu kulesi, Unkapanı’ndan bakıldığında ise Galata Kulesi’nin silueti içerisinde daha net gözükür.

İngiliz Kulesi

İngiliz Kulesi

İngiltere ve Fransa 1855 yılında Rusya’ya savaş ilan etmiş ve Osmanlıyı da yanına alarak cepheyi Kırım’da açmışlar. Uzun süren bu savaşta bir çok İngiliz askeri ölmüş. Bir o kadarından daha fazlası da yaralanmış. İşte bu yaralı askerlerin bakımı için Galata Kulesi’nin hemen altında İngiliz Bahriye Hastanesi açılmış. İki katlı 50 yataklı söz konusu hastane, 1900’lü yılların başında yıkılmış ve yerine 1904 yılında yeni bir hastane yapılmış.

Yeni yapılan bu hastanenin çatısına da Marmara Denizi ve limana giren İngiliz gemilerini takip etmek için bir kule yapılmış. Bu kule, günümüzde var olan kule ve hastane binasıdır. Birinci Dünya Savaşı ve İstanbul’un işgali sürecinde söz konusu hastane askeri amaçlar için de kullanıldığı söyleniyor.

İngiliz Kulesi’nin bulunduğu Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Bereketzade Cami Sokağa çıkıp sağa doğru Bereketzade devamında Horoz Sokak’tan Yüksek Kaldırım Caddesine çıktığımızda tam karşımızda İstanbul Aşkenaz Sinagogu yer alıyor.

İstanbul Aşkenaz Sinagogu

Aşkenaz Sinagogu, Avusturya kökenli Aşkenazlar tarafın 1900 yılında yapılmış. Söz konusu Sinagog, Aşkenaz Musevilerinin İstanbul’da ayakta kalan tek sinagogu durumundadır. Sinagogta Aşkenaz geleneklerine bağlı kalınarak dini törenlerin yapılmasına devam edildiği söyleniyor.

Galata Gezilecek Yerler biz burada bitiyoruz. Karaköy tarafında da Galata Gezilecek Yerler Listesine dahil edebileceğimiz yerler var. Bu yerler Karaköy’e yakın olduğu için Karaköy gezisi içerisinde yapmak daha iyi olacaktır. Karaköy Gezilecek Yerler hakkında bilgiler aşağıda Linkini verdiğimiz yazıda yer almaktadır. Ayrıca Karaköy gezisinden sonra da Tophane gezilebilir.

  • Karaköy Gezilecek Yerler hakkında bilgi için tıklayınız…
  • Tophane Gezilecek Yerler hakkında bilgi için tıklayınız…

Galata Gezilecek Yerler başlıklı bu yazı ile aşağıda linki verilen yazı, birbirini tamamlayıcı niteliktedir.